30 Aralık 2011 Cuma
Keşke
Kredi kartını hesaplı kullananlardanım sanıyordum, bu aya kadar. Meğerse olmuyormuş böyle şeyler. Hayalmiş her şey. Yeni yıla kredi kartlarını kapatmakla başlayacam ben de, herkes gibi. Keşke dememek istiyorsanız hiç almayın kredi kartı falan. Özellikle bir de öğrenciyseniz. 250 lira limitli Play Kartı öneririm aslında. Ama GoCard'a bulaşmayın sakın! Ben yandım, sönmeyi bekliyorum. Aman siz yanmayın insanlar!
23 Aralık 2011 Cuma
Devede Dudak
Yoğmuşum.Gittim yeni bi blog açtım gereksizce. Sanki buna çok sahip çıkıyorum, çok kafa yoruyomuşum gibi bi tane daha açtım. Çok sıkılıyorum halbuki bu nalet aletin başında durmaktan.
-Ne boş adam oldun sen.
-Çok hoşsun sen de.
Yarın sınav var yine. Ama test olunca çalışamıyorum. Genetik mi, sonradan mı kazanılmış bilmiyorum ama çalışamıyorum işte. Test olunca " amaaan yaparız ya. Hallederiz nolcak" diyorum fakat böle dedim diye 3 senedir İnkılap Tarihi dersini bi türlü veremedim. 4'üncü sınıfa geçmeye utanıyorum yemin ederim. Bu dönem verirsem kurbanda deveye giricem. Ne de olsa ben zaten yoğmuşum.
Liseye döndü hayatım tekrar. Mesaj hakkım olmadığı için çaldırıyorum sadece. Lisede öyleydikya hani. Seni düşünüyorum anlamında çaldırır dururduk karşı cinsi eve gidince. -hemcinslerimize ödemeli atardık genelde- Ah eski günler. Turkcell ilk 500 Sms yaptığında ne sevinmiştik. Nası harcayacağımızı bilememiştik resmen. Şimdi ise 5000 Sms bile yetmez oldu. O zamanın 500ü şimdi deve de dudak. Neyse uyku zamanı. Yarın erken kalkacaz. Elleri göreyim, ELLERİ?!
-Ne boş adam oldun sen.
-Çok hoşsun sen de.
Yarın sınav var yine. Ama test olunca çalışamıyorum. Genetik mi, sonradan mı kazanılmış bilmiyorum ama çalışamıyorum işte. Test olunca " amaaan yaparız ya. Hallederiz nolcak" diyorum fakat böle dedim diye 3 senedir İnkılap Tarihi dersini bi türlü veremedim. 4'üncü sınıfa geçmeye utanıyorum yemin ederim. Bu dönem verirsem kurbanda deveye giricem. Ne de olsa ben zaten yoğmuşum.
Liseye döndü hayatım tekrar. Mesaj hakkım olmadığı için çaldırıyorum sadece. Lisede öyleydikya hani. Seni düşünüyorum anlamında çaldırır dururduk karşı cinsi eve gidince. -hemcinslerimize ödemeli atardık genelde- Ah eski günler. Turkcell ilk 500 Sms yaptığında ne sevinmiştik. Nası harcayacağımızı bilememiştik resmen. Şimdi ise 5000 Sms bile yetmez oldu. O zamanın 500ü şimdi deve de dudak. Neyse uyku zamanı. Yarın erken kalkacaz. Elleri göreyim, ELLERİ?!
18 Aralık 2011 Pazar
About Man Kind
Hayatta bin bir türlü tür erkek var. Bunun farkındayız sanıyorum. Hırlısı, hırsızı, serserisi, efendisi değil tabi. Onlardan bahsetmiyorum. Asıl bahsedeceklerim kendine uygun dişisiyi arayan erkekler. Erkeklerin çoğunluğu kendine aşağıdaki sıralamadan uygun olan XX kromozomlu bireyi seçmeye çalışırken:
Kız<Hatun<Bayan<Kadın<Hanım.
Bazılarıysa bunu daha da daraltarak sıralamayı tek seçenek haline getiriyor:
Nefes alsın-Nabzı atsın yeter.
Peki yok mu romantik olanı, tek dileği aşk olanı? Var, ama sınırlı sayıda. Acele edin her an tükenebilir. Stokta kalmadıysa üzülün. Çünkü artık iyi insan az bulunuyor.
Kız<Hatun<Bayan<Kadın<Hanım.
Bazılarıysa bunu daha da daraltarak sıralamayı tek seçenek haline getiriyor:
Nefes alsın-Nabzı atsın yeter.
Peki yok mu romantik olanı, tek dileği aşk olanı? Var, ama sınırlı sayıda. Acele edin her an tükenebilir. Stokta kalmadıysa üzülün. Çünkü artık iyi insan az bulunuyor.
12 Aralık 2011 Pazartesi
What The F
Nereden, nereye arkadaş. Bazen, "ha, tamam şimdi oldu" desen, sana bu kadarının yettiğini düşünsen de daha iyisi kapını çalabiliyor. Mesela yukarda gördüğünüz üzere Hugh Laurie 1975 başladığı tv, film kariyerine ağır ağır devam ederken (bizim tabirimizle yuvarlanıp giderken) bir anda House M.D de herkesin aşık olduğu doktora dönüşüyor. Çok azımız hatırlar onun eski filmlerini. Belki de size ön ayak olacağım bu söylediklerimle, gidip eski filmlerini aramaya koyulacaksınız. Adamın oyunculuğuna diyecek yok. Ama o patlamayı - Big Flash- yaşayan çok azdır. Hele de o yaşından sonra. Kim derdi ki bu adamın tek bi rolle bu kadar karizmatik olacağını. Sonuçta ağzıyla, burnuyla ve ya başka bir yeriyle oynayıp estetik falan yapmadılar. Adam aynı adam. Kendi bile şaşırmıştır belki. Egosu artmıştır tabi. Ama günahını da almayim adamın. Belki de efendi biridir kimbilir. Benim bilmediğim kesin.
7 Aralık 2011 Çarşamba
Hayvanlık
Hani dersin ya birine kızınca arkasından "Hayvan herif" "İnsanlık ölmüş" gibi şeyler -tabi belki küfür de edersin ama biz onları karıştırmayalım- İşte o artık değişti. Öyleleri var ki insanlığı utanılacak hale getirdiler. Gerçekten diyosun ki ulan bu insansa ben neyim! İnan 'hayvan' kelimesi artık bir küfür değil lügatımda-lügat da dedim ya artık sırtım yere gelmez- Her neyse insanlık diyoduk.
-Var olmayan bir şeyden bahsediyorsun hafız girme hiç o yola.
-Aynı senin gibi diyosun yani.
-Ayıp oluyo ama...
-Var olmayan bir şeyden bahsediyorsun hafız girme hiç o yola.
-Aynı senin gibi diyosun yani.
-Ayıp oluyo ama...
3 Aralık 2011 Cumartesi
Arkadaşlık
Yapmacık arkadaşlıklar bitmeye mahkumdur. Hatta onlar daha hiç başlamamış olanlardandır. Arkadaş dediğin "insan" bencil olmamalı. Hep yardımına koşsun demiyorum tabi. Ama çıkarsızca yapmalı bazı şeyleri, düşünmeden. Bu zamanda arkadaş bulmak zor değil aslında. Ama nedense parmaklarını geçmeyecek kadar sayıda olur herkeste. Bazen kopar birkaç tanesi elinden, hissetmezsin. Bazen de arkadaş acısı öldürür. Hep kendini düşünen bir arkadaşın(!) varsa eğer, yapmacık olma. Ben oldum. Çok oldum hem de. N'olcak dedim, pek düşünmedim üstünde. Sonra anladım ki beni de kendisi gibi yapmış. Onunla olan anılarımızda hep çıkar ilişkisi olmuş. Dönüp geçmişe baktığında fark ediyorsun tabi. Ama kötü bir şey bu. Yapmamak lazım. Artık yapmıyorum. Ne kadar eğlensek de beraber. Hayat sırf eğlenceden ibaret değil sonuçta.
İnsanlarla olunca zor oluyor bu arkadaşlık işte. Bu yüzden hayvanları daha çok seviyorum. Onlarında herşeyi yemek için diyenler var. Düşünemeyen canlılardan ne bekliyorsun ki? Gerçi düşünmedikleri de muallakta olan bir şey ama onların duyguları gerçek. Onlarla daha mutlu oluyorsun. Onlar dediğimde kedisinden, köpeğine, hatta ineğine kadar.
İnsanlarla olunca zor oluyor bu arkadaşlık işte. Bu yüzden hayvanları daha çok seviyorum. Onlarında herşeyi yemek için diyenler var. Düşünemeyen canlılardan ne bekliyorsun ki? Gerçi düşünmedikleri de muallakta olan bir şey ama onların duyguları gerçek. Onlarla daha mutlu oluyorsun. Onlar dediğimde kedisinden, köpeğine, hatta ineğine kadar.
26 Kasım 2011 Cumartesi
Who Want Couples Coffee?
Bugün hiç yapmayacağım bir şey yaptım. Öğlen uykusuna daldım. Bu demek oluyor ki ben harbiden kötüyüm lan. Bu sabah bile sınavım vardı artı daha 5 tane kaldı. Bu okulun bitemeyeceğini hepimiz anladık sanıyorum ama bana bu yılı bitirmek bile zor geliyor hafız. Ki bu yılı bitirmekten kastım bu yılın derslerini geçmek de değil yani düşünün artık durum ne kadar vahim.
Pazartesi ki patolonin ve salı yem hijyeninin sonucunu şimdiden görür gibiyim aslında. Of çok çabuk tükendim.
Pazartesi ki patolonin ve salı yem hijyeninin sonucunu şimdiden görür gibiyim aslında. Of çok çabuk tükendim.
25 Kasım 2011 Cuma
Gülmece/Eğlenmece
Ulan resmen kişnedim ya. Böyle karikatür olmaz olsun hey allaam yea. Koltuktan kanepeden düşmeyi bırak, altıma kaçırıyodum yani az kalsın. Ulan ya her gördüğümde sıçacak gibi oluyorum. Helal sana Yiğit Özgür. Ne denir ki başka.
23 Kasım 2011 Çarşamba
Blog Yazıları
Black Horse And Cherry Tree: 6: Mastürbasyon özgürlüktür!


Ha ha! Ulan ne güldüm be hafız. Yemin ediyorum bağırsaklarımlan bile güldüm haa. İyi yazmış, güzel yazmış. Bu interneti sınırlama muhabbeti geldi aklıma bu yazıyı görünce. Demişler ya hani kumar, porno, cart curt sitelerine girmek yazak diye. E abicim yasak da sonuçta hayattan çıkaramazsınız ya onları. Giren yine girer. Hadi giremedi, ben sana diyim bu sefer daha bok olur ortalık. Adam evinde uslu uslu ne yaparsa yapsın hafız! Bize ne ulan! Evde de özgür olamayacaksa çakayım böyle demokrasiye.Uçan Payandanın da dediği gibi mastürbasyon da özgürlüktür bir nevi sonuçta.
O değil de bugünlerde çok sıkkınım niyeyse. Ne evden çıkmak istiyorum, ne de eve gelmek. Salak bi dönemdeyim. Sınav da yok bi kaç gün. Ne yapacağımı bilmez bir haldeyim. Leyla&Mecnun da baymış. Film desen o kadar çok ki seçmeye yoruluyorum, o yüzden hiç bulaşmıyorum ne zamandır. Sonra müzik iyi geliyo tabi ki müziğin faydalarını önceki derslerimiz de görmüştük dimi çocuklar. Hadi bakiyim şimdi tenefüse çıkın.


Ha ha! Ulan ne güldüm be hafız. Yemin ediyorum bağırsaklarımlan bile güldüm haa. İyi yazmış, güzel yazmış. Bu interneti sınırlama muhabbeti geldi aklıma bu yazıyı görünce. Demişler ya hani kumar, porno, cart curt sitelerine girmek yazak diye. E abicim yasak da sonuçta hayattan çıkaramazsınız ya onları. Giren yine girer. Hadi giremedi, ben sana diyim bu sefer daha bok olur ortalık. Adam evinde uslu uslu ne yaparsa yapsın hafız! Bize ne ulan! Evde de özgür olamayacaksa çakayım böyle demokrasiye.Uçan Payandanın da dediği gibi mastürbasyon da özgürlüktür bir nevi sonuçta.
O değil de bugünlerde çok sıkkınım niyeyse. Ne evden çıkmak istiyorum, ne de eve gelmek. Salak bi dönemdeyim. Sınav da yok bi kaç gün. Ne yapacağımı bilmez bir haldeyim. Leyla&Mecnun da baymış. Film desen o kadar çok ki seçmeye yoruluyorum, o yüzden hiç bulaşmıyorum ne zamandır. Sonra müzik iyi geliyo tabi ki müziğin faydalarını önceki derslerimiz de görmüştük dimi çocuklar. Hadi bakiyim şimdi tenefüse çıkın.
19 Kasım 2011 Cumartesi
Al Bi Fırt
Bir sigara yakmanın tam zamanı değil mi? Gıda dersinde öğrendiğimize göre zaten bu yediklerimizle yaşamamız bir mucize. O yüzden sigarayı da gözden çıkarabiliriz sanıyorum. Yediğiniz fast-foodlar üzerinde dikkat öldürür yazmasa da inan onlar da sigara kadar tehlikeli. Peki bu yüzden yemeği bırakıyor muyuz? Bırakanlar vardır mutlaka ama o irade hepimizde yok. Amaaan. HEPİMİZ ÖLÜCEEEZ KAÇIIIN!
14 Kasım 2011 Pazartesi
Etkisiz
İşte not deyince canın probis çekerse sınavın da böyle boktan geçer. Pek iyi bir başlangıç yapamadık vizelerle. Yarınkinin daha boktan olması dileğiyle. Çalışmıyorum ulan! En sonunda Üzümle Eriğe vericem kendimi o olucak. -_-
13 Kasım 2011 Pazar
Probis
İnsanın "Not" diyince canı Probis çeker mi yahu? Çekiyor hafız resmen çekiyor. Öyle notla probisin özel bi anı yok hafızamda. Probisin zaten çekesi varmış, öyle ilk ağzımdan çıkana yapışmış diye düşünüyorum. Pekala bu kadar gırgır yeter. Çünkü artık ders zamanı geldi de geçiyorrr.
12 Kasım 2011 Cumartesi
İşte Geldim, Burdayım.
Çok boşladım burayı ya. Özlüyorum aslında yazmayı ama vakit olmuyor pek. Aslında vakitten ziyade üşüngeçlik desek daha doğru olur. Bak vizeler yaklaştı o zaman aklıma geliyor nedense, yazmak. Halbuki otur vizelerine çalış Eşekherif dimi. Ama nerdeee.. Yok hafız olmaz benden adam.-Piiiiii. Kaç yaşına geldin hala oyun, eğlence peşindesin. Zındık.
-Ya öle deme anne yaaa.
-Nıç, nıç, nıç..
Vizeler again.
Tarihi vize haftalarımız başlamak üzre. Artık ders notları yavaş yavaş alınırken, okulda ıssız bir hava hakim. Ders adaptasyonum yine gelicek gibi değil. Ve tüm bunların ötesinde winter is coming arkadaş.
1 Ekim 2011 Cumartesi
4-//BLÖF//
Alnımdan aşağı doğru inen ter zerresini farkettirmeden sildim. Blöfümü görmüştü. Ortada tüm mal varlığım ve evim duruyordu. Karıma 2 hafta önce arabamı kumarda kaybettiğimde bu son diye söz vermiştim. Ama o arabayı seviyordum ve geri almak istiyordum ve bu nedenle bugün yine buradayım.
Oyunda bir tek Kemal'le ikimiz kalmıştık.
"Paran benim arttırdığım paraya denk gelmiyor farkındasın değil mi Ali? Ortaya koyacak başka bir şeyin yok mu?"dedi Kemal. "Belkide benden biraz borç almalısın." diye ekledi ardından.
"Gerek yok." dedim soğukkanlılıkla."Ben senin kadar zalim değilim Kemal. Elinde 3 5 bir şey kalsın diye uğraşıyorum ama üzülme herşeyini kaybedersen taksi paranı veririm."
Direk gözlerinin içine bakıyordum. Sonumun geldiği o kadar ortadaydı ki. Gözlerindeki ışıkta yakmıştı adeta beni. Sakince elimi masada duran viski bardağına götürdüm. Belki de bu içeceğim son viskiydi. Gülümsedim ve usulca bugünün bitmesini bekledim..
Oyunda bir tek Kemal'le ikimiz kalmıştık.
"Paran benim arttırdığım paraya denk gelmiyor farkındasın değil mi Ali? Ortaya koyacak başka bir şeyin yok mu?"dedi Kemal. "Belkide benden biraz borç almalısın." diye ekledi ardından.
"Gerek yok." dedim soğukkanlılıkla."Ben senin kadar zalim değilim Kemal. Elinde 3 5 bir şey kalsın diye uğraşıyorum ama üzülme herşeyini kaybedersen taksi paranı veririm."
Direk gözlerinin içine bakıyordum. Sonumun geldiği o kadar ortadaydı ki. Gözlerindeki ışıkta yakmıştı adeta beni. Sakince elimi masada duran viski bardağına götürdüm. Belki de bu içeceğim son viskiydi. Gülümsedim ve usulca bugünün bitmesini bekledim..
18 Eylül 2011 Pazar
All About Money
Dün gece uyumaya çalışırken. Kolay uyuyabilmek için cebimdeki paranın hesabını yapmaya çalıştım, farkında olmadan. Sonra anladım ki çizgi filmlerde olan o koyun sayma olayı da zaten bir çeşit para saymaktı zaten. O zamanlar paranın değeri koyunlarla ölçülüyordu bir nevi. Parayı icat ettik sanıyoruz. Ama bi şekilde bilinç altımızda karşılaşıyoruz. Belki de bu dünyaya sadece para kazanmaya gelmişizdir kimbilir.
3 Eylül 2011 Cumartesi
3-//YALNIZLIK//
Yalnızlık şehirlerarası otobüste herkes kulaklık takıp film izleyip, müzik dinlediği zaman otobüsteki duymayan tek kişi olduğunun farkına varmaktır.
Kimse annesinin karnından nasıl çıkacağına karar veremiyor. Her ne kadar güzellik önemli diye düşünen çoğunlukta olsa bile, aslında göremediğimiz o kadar çok kusur var ki.
O çocuğu otobüste gördüğüm zaman çok üzüldüm. Onun yerinde olsam kimsenin durup dururken benim için üzülmesini istemem ama insan kendine engel olamıyor. Şahsen kendime adıma konuşursam müzik benim için gerekli ve önemli birşey. Yeri geldiğinde duygularımı dizginleyen, yeri geldiğinde öfkemi boşalttığım, bazen hüzünlenip, bazen keyiflendiren çok özel bir şey müzik. Müziksiz bir hayatı hayal edemedim.
Çocuğun muavinle telefona yazdığı mesajdaki yazılarla konuşmaya çalıştığını görünce kulaklığı çıkardım. Çocuk indikten sonra kulaklarımı tıkadım var gücümle, bir on saniye kadar. O an anladım. O kadar yalnız, o kadar sıkkın hissettim ki ağlayacaktım neredeyse.
İnsan "gerçekten" yaşıyor olmanın değerini bilmeli. Çünkü bence engelli insanlar sadece uzaktan bakma şansına varıyor dünyanın.
Kimse annesinin karnından nasıl çıkacağına karar veremiyor. Her ne kadar güzellik önemli diye düşünen çoğunlukta olsa bile, aslında göremediğimiz o kadar çok kusur var ki.
O çocuğu otobüste gördüğüm zaman çok üzüldüm. Onun yerinde olsam kimsenin durup dururken benim için üzülmesini istemem ama insan kendine engel olamıyor. Şahsen kendime adıma konuşursam müzik benim için gerekli ve önemli birşey. Yeri geldiğinde duygularımı dizginleyen, yeri geldiğinde öfkemi boşalttığım, bazen hüzünlenip, bazen keyiflendiren çok özel bir şey müzik. Müziksiz bir hayatı hayal edemedim.
Çocuğun muavinle telefona yazdığı mesajdaki yazılarla konuşmaya çalıştığını görünce kulaklığı çıkardım. Çocuk indikten sonra kulaklarımı tıkadım var gücümle, bir on saniye kadar. O an anladım. O kadar yalnız, o kadar sıkkın hissettim ki ağlayacaktım neredeyse.
İnsan "gerçekten" yaşıyor olmanın değerini bilmeli. Çünkü bence engelli insanlar sadece uzaktan bakma şansına varıyor dünyanın.
2 Eylül 2011 Cuma
2-//KAYIP//
Günlerdir ne bir ekmek ne su. Gözlerimdeki yaş bile kurur oldu artık. Elimde bahtiyar kırık bastonumda dayanıcak gücü kalmadı. Herşey kendi kendime "hadi bir maceraya ne dersin?" dememle başladı. Ne aradığımı, ne yapmak istediğimi bilmeden sırt çantamı alıp çıktım yola.
Beşinci güne kadar herşey iyi gibiydi. Ama para suyunu çekince macera cehenneme dönüverdi.
İlk haftanın sonunda bir sokak köpeği takıldı peşime. "Pıtır" koydum adını. O da olmasaydı ne yapardım bilmiyorum.
Peki niye mi geri dönmüyorum dersiniz. En başta neden bu yola çıktığımı sanıyorsunuz. Ben bu yola geri dönmek için değil, hayatımı değiştirmek için çıktım.
Bugün 17.gün. Şuanda bir bank üzerinde bu yazıyı yazarken kayıp hayatımdan umudu çoktan yitirdim bile. Yeni hayatımın zorluğunu kabullendim artık.
Beşinci güne kadar herşey iyi gibiydi. Ama para suyunu çekince macera cehenneme dönüverdi.
İlk haftanın sonunda bir sokak köpeği takıldı peşime. "Pıtır" koydum adını. O da olmasaydı ne yapardım bilmiyorum.
Peki niye mi geri dönmüyorum dersiniz. En başta neden bu yola çıktığımı sanıyorsunuz. Ben bu yola geri dönmek için değil, hayatımı değiştirmek için çıktım.
Bugün 17.gün. Şuanda bir bank üzerinde bu yazıyı yazarken kayıp hayatımdan umudu çoktan yitirdim bile. Yeni hayatımın zorluğunu kabullendim artık.
1 Eylül 2011 Perşembe
1-//AŞK//
Dağlara bakıyorum, sen. Yollara bakıyorum yine sen. Aynaya da baksam sen, gözlerimi kapasam yine sen. Yüzünü gözlerime işlemişler sanki. Meğer ne beter illetmiş bu aşk..
Ne sesini unutabiliyorum, ne de gülüşünü. Yok, yok aşk değil bu. Aşk dediğin şu filmlerde gördüğümüz kalbin daha hızlı çarpması olur en fazla. Bu bildiğin lanet resmen..
Günümün her saniyesi yolumu senin yolunla nasıl kesiştirceğimi düşünmekle geçiyor. Böyle hayat olur mu yav, insaf! Ne yediğim yemeği biliyorum ne içtiğim suyu. Tek bildiğim sensin artık..
Hayatımda doğru dürüst kalem almamış ben, bir haftadır seni etkilemek için şiirler, romantik sözler yazmaya başladım.
Bir de duraksamadan konuşabilsem yanında. Yeni doğmuş bebeğe dönüyorum karşındayken. Sanki kafamdaki herşey kayboluyor, onun yerine koca bir sen oluyorsun..
En kötüsü de çoğu zaman senle konuşurken ne dediğini anlamamam. Daha doğrusu dinleyememem. Ama gözlerin, dudakların o kadar güzel ki, ben zaten o dudakların altından hangi ses çıksa etkisinde kalmaktan kendimi alamıyorum.
Of. Ah ulan aşk! Bula bula benim gibi garibi mi buldun şu koca dünyada? Ne ettim de bulanım oldun?
Ne sesini unutabiliyorum, ne de gülüşünü. Yok, yok aşk değil bu. Aşk dediğin şu filmlerde gördüğümüz kalbin daha hızlı çarpması olur en fazla. Bu bildiğin lanet resmen..
Günümün her saniyesi yolumu senin yolunla nasıl kesiştirceğimi düşünmekle geçiyor. Böyle hayat olur mu yav, insaf! Ne yediğim yemeği biliyorum ne içtiğim suyu. Tek bildiğim sensin artık..
Hayatımda doğru dürüst kalem almamış ben, bir haftadır seni etkilemek için şiirler, romantik sözler yazmaya başladım.
Bir de duraksamadan konuşabilsem yanında. Yeni doğmuş bebeğe dönüyorum karşındayken. Sanki kafamdaki herşey kayboluyor, onun yerine koca bir sen oluyorsun..
En kötüsü de çoğu zaman senle konuşurken ne dediğini anlamamam. Daha doğrusu dinleyememem. Ama gözlerin, dudakların o kadar güzel ki, ben zaten o dudakların altından hangi ses çıksa etkisinde kalmaktan kendimi alamıyorum.
Of. Ah ulan aşk! Bula bula benim gibi garibi mi buldun şu koca dünyada? Ne ettim de bulanım oldun?
41 GECE MASALLARI// GİRİŞ//
Her şey aşkla başlayıp aşkla biter, bizde öyle yapalım. Ama doğru değil mi? Aşk denince aklınıza sadece bir erkek ve bir kadın arasındaki aşk gelmesin tabi. Aşkın çeşitleri de var. Savaşlar para aşkı, toprak aşkı, güç aşkı gibi nedenlerden ötürü çıkmıyor mu? Kariyer aşkını hepiniz biliyorsunuzdur. Bunun gibi bir çok şey..
Aşk her zaman ilk. Adem ve Havva'nın öyküsünde bile aşk var. Aşk tuz gibidir olmazsa olmaz diyelim ve ilk masalımızı anlatalım.
Aşk her zaman ilk. Adem ve Havva'nın öyküsünde bile aşk var. Aşk tuz gibidir olmazsa olmaz diyelim ve ilk masalımızı anlatalım.
31 Ağustos 2011 Çarşamba
Olric Kim Ulan?
Bu yaşıma geldim daha olrici bilmiyorum utanmadan. "Olric:Oğuz Atay£ın 'tutunamayanlar' romannındaki yıllarca bulmak için uğraştığı hayali bir karakter, bir iç ses"imiş. Vallahi çok da güzel yorumlar okudum. Gidip bir almak da farz artık. Alın size bir de alıntı.
"Biliyor musun Olric. Onunla ne zaman lades oynasam hep o kazandı.
-Neden efendimiz?
-Kalbimdeyken nasıl aklımda derdim?"
"Biliyor musun Olric. Onunla ne zaman lades oynasam hep o kazandı.
-Neden efendimiz?
-Kalbimdeyken nasıl aklımda derdim?"
30 Ağustos 2011 Salı
41 GECE MASALLARI
Evet köydeyken tarlada, çayırda çalışırken temiz havanında etkisiyle böyle bir saçmalık geliverdi aklıma. Dedim ki: " Abi madem Şehrazat bi tarafından bin masal uydurabiliyor, Ee benimde o tarafım az değil hani 41 de benim ki uydurur nolcak." Bir de dedim bir kıyak yapayım her masala bir şarkı koyarım dedim. Hadi bakalım yarın ilk gecemiz. Gidinde üstünüze şöyle güzel bir şeyler giyin bari. Ha bu arada 41 gece dedikte haftada 1 hikaye olacak. Dizi mantığı yani. Parça parça satıcam size. Eh o zaman ne diyelim hayırlı/uğurlu olsun.
Sayfamız değişse de biz aynıyız.
Merhabalar efendim. Ne zamandır sustum sustum aha tam orama kadar geldi. Tatil bitti, interneti açtırdım, blogda da bir takım değişiklik yapayım dedim. Aklımda bi kaç bir şey var ama hemen söylemeyim yavaş yavaş, sindire sindire gidelim. O zaman siz söylemeden ben söyleyim hoş bulduk gençler.
"Biz de ankaralıyık, incesu çocuğuyuk olum biz. Şu tipe bak hele."
"Biz de ankaralıyık, incesu çocuğuyuk olum biz. Şu tipe bak hele."
12 Temmuz 2011 Salı
Unconnected.
Geçen hafta itibariyle ani değişen bir ruh halimde interneti kapayma gafletinde bulundum. Amelelik de bitti. Şuan uçsuz bucaksız bir boşluktayım. Film izlemekten kusucam artık. Eve gitmeye üşeniyorum. Hani yolda gördüğüm tanımadığım bir adam bile gel dese gidicem peşinden o derece. 24ünde köye yolculuk var. O zaman şuan tiksindiğim filmleri de özliyecem. Malüm bizim köyde elektrik yok.
Olsun arada teknolojiden uzak kalmakta yarar var yinede.
Unutmadım yani sizi hayali arkadaşlarım. Arada tuvalette falan aklıma geliyosunuz yine.
Bir sonraki buluşmamıza kadar hoşçakalın.
Olsun arada teknolojiden uzak kalmakta yarar var yinede.
Unutmadım yani sizi hayali arkadaşlarım. Arada tuvalette falan aklıma geliyosunuz yine.
Bir sonraki buluşmamıza kadar hoşçakalın.
29 Haziran 2011 Çarşamba
Bab-ı Esrar.
Bu Bab-ı Esrar'dan biraz fazla etkilendim sanırım. Bir adamın tüm hayatını bi yana bırakıp hiç bilmediği bi arayışa çıkması allak bullak etti tüm düşüncelerimi. Ahmet Ümit'e helal valla. Zaten yazarında tek isteği okuyucuyu derinden etkilemek değil mi. Al etkilendim işte. Mutlu musun? Dine inanan bir insan değilim. Ama nedense bu mesnevi işi biraz ilgimi çekti. Çantayı kapıp Konya'ya gidesim var.
İşte Geldim Burdayım.
Evet hayali dostlarım kaptanınız konuşuyor, Manavgat yolculuğunu tamamlamış bulunuyoruz. Beni seçtiğiniz için teşekkürlerimi sunar, bir daha görüşmek üzere diyerekten yanaklarınızdan öperim.
Tatilde alıştık tabi sabah kahvaltısına. Eve gelince alt üst oldu bütün düzen. Nerde o eski açık büfeli kahvaltılar. Zaman değişti artık.
Tatilden dönünce herkes gibi ne yapacağını bilmez bir haldeyim. İş var gibi. Bizim amelelik. Köy yolu da gözüküyor hafiften. Bide benimkinin Ankara'ya gelme durumu var.
Bunlar küçük şeyler. Ne olduysa tatilde.Tat alamıyorum hiçbir şeyden. Boşlukta gibiyim. Sanki bi arayış gibi, eksik bir parçayı yeni keşfetmişim gibi. Dilanı görmem lazım..
Bu yaz ilk işim şu lanet kredi kartlarını kapattırmak olacak. Çok yoruldum borç ödemekten. Yeter.
Tatilde alıştık tabi sabah kahvaltısına. Eve gelince alt üst oldu bütün düzen. Nerde o eski açık büfeli kahvaltılar. Zaman değişti artık.
Tatilden dönünce herkes gibi ne yapacağını bilmez bir haldeyim. İş var gibi. Bizim amelelik. Köy yolu da gözüküyor hafiften. Bide benimkinin Ankara'ya gelme durumu var.
Bunlar küçük şeyler. Ne olduysa tatilde.Tat alamıyorum hiçbir şeyden. Boşlukta gibiyim. Sanki bi arayış gibi, eksik bir parçayı yeni keşfetmişim gibi. Dilanı görmem lazım..
Bu yaz ilk işim şu lanet kredi kartlarını kapattırmak olacak. Çok yoruldum borç ödemekten. Yeter.
21 Haziran 2011 Salı
Amele oldum ben.
Uzun bir iş arayışından sonra aradığım mesleğin amelelik olduğunun sonunda farkına vardım. Meğerse "Kafamda amelelik varmış" da haberim yokmuş. Yarına kadar çalışıyorum. Yarın gece de yolculuk var malum Manavgat'a. Paraları alıp kaçıcam.
15 Haziran 2011 Çarşamba
Benim de Diyeceklerim Var!
Bu dünyaya niye geldik biz cidden? Savaş yapmak için mi? Adam öldürmek için mi? Yoksa aşık olmak için mi?
-Boşver bu palavraları. Aşk bir boktur. Sevdikçe daha derine batarsın.
-İyi de hacı o boku tatmadığın sürece yaşıyorum diyemezsin.
Ulan aşk aşk diyoruz da, inanın para harbiden aşktan daha değerli bir şey. Filmlerde olduğu gibi olmuyor hayat. Aşktan çok paraya ihtiyacı oluyor insanın. Süperhipermulti zengin olun demiyorum. Ama para olmadan bir bok olmuyor. Artık kendimize itiraf edelim. Ne kadar seversen sev, para her zaman sorun olabiliyor.
Parayı bulan nalet herife de diyeceklerim var. O bulduğu ilk parayı alıp götüne sokmayı cidden çok isterdim.
DipNot: Ned Stark'ı öldüren Game Of Thrones yazarları, SAKIN KARŞIMA ÇIKMAYIN!
-Boşver bu palavraları. Aşk bir boktur. Sevdikçe daha derine batarsın.
-İyi de hacı o boku tatmadığın sürece yaşıyorum diyemezsin.
Ulan aşk aşk diyoruz da, inanın para harbiden aşktan daha değerli bir şey. Filmlerde olduğu gibi olmuyor hayat. Aşktan çok paraya ihtiyacı oluyor insanın. Süperhipermulti zengin olun demiyorum. Ama para olmadan bir bok olmuyor. Artık kendimize itiraf edelim. Ne kadar seversen sev, para her zaman sorun olabiliyor.
Parayı bulan nalet herife de diyeceklerim var. O bulduğu ilk parayı alıp götüne sokmayı cidden çok isterdim.
DipNot: Ned Stark'ı öldüren Game Of Thrones yazarları, SAKIN KARŞIMA ÇIKMAYIN!
12 Haziran 2011 Pazar
Kaybolan Beyin Hücrelerime İçelim!
Beynimde bir hareketlilik hissediyorum buaralar. Sınavlarda olan boktan performansları yüzünden beyin hücrelerim arasında savaş çıktı galiba. Mesela fizyo 1 e çalışanları ;
"-O kadar çalıştınız yine kaldınız bok heriflerr.." diyerek kılıçtan geçirdiler bence.
"-Millet çalışmadan bi bok bilmeden bile geçti, siz daha bi mavidili anlatamayın." diyerek diri diri yaktılar.
Pato 1 e çalışanları;
"-Ulan ilk alışınızda utanmadan bide geçmeyi mi düşündünüz." diyerek denize attılar.
Yem e çalışanları;
"-Neyse siz çok çalışmadınız." diyerek kamu hizmeti cezasına çarptırdılar.
Evet bunlardan kaldım. Ve azalan beyin hücrelerim sayesinde bir sonra ki dönem bile kalabilirim. Beynimdeki isyanı bastırmalıyım.
Bi biskrem versem susarlar mı ki?
9 Haziran 2011 Perşembe
Sınav Sonuçları Gelince..
-Üniversitede dersten kalmamış insan mı var allah aşkına. Üzülme bu kadar.
-Var evet var. Gözlerimle gördüm hemde.
-İnsan mıymış peki?
-...
-Üzülme işte. Önemli olan kaç senede bitirdiğin değil, bitirince yapacakların.
-Ya bitiremezsem?
-...
-Var evet var. Gözlerimle gördüm hemde.
-İnsan mıymış peki?
-...
-Üzülme işte. Önemli olan kaç senede bitirdiğin değil, bitirince yapacakların.
-Ya bitiremezsem?
-...
28 Mayıs 2011 Cumartesi
Candan.
Bir şarkı bu kadar mı güzel olur, o yorum, o sözler, o ses.. Sadece bir tanesi değil tabi ki hepsi çok güzel. Nası bir insansın sen Candan Erçetin! Böyle tapılası şarkılar yapmayı nası beceriyosun peki? O kadar da adın gibi candansın ki, aşık olmamak elde değil. İtiraf ediyorum aşığım sana be. Oh söyledim kurtuldum.
24 Mayıs 2011 Salı
Before / After
Şenlikler bitmeseydi iyiydi. Ne güzel eğlendik bu yıl ya. Meğer ne aptalmışım hiç bi sene doğru dürüst gitmiyordum. Okul yılları çabuk geçiyor hafız değerini bilmek lazım. Şenlikten bi sonraki gün hiç çalışmadan girdiğim farma sınavına ne demeli. O, geceden kalma halim, şortum ve kalemsizliğimle girdim sınava. Yine de iyi geçti bea. Geçen dönem ki gazdan eser kalmadı yalnız. Çalışamıyorum artık. Sınav moduna giremedim bi türlü. 2 gün sonra pato var. Bugünden çalışmam gerek. Sizce çalışıyor muyum peki?
19 Mayıs 2011 Perşembe
Kumdan Kaleler.
Hep istemişimdir. Hatta biri "sen git de kumda oyna" dediğinde hiç gocunmam, "hani kum, nerde?" bile derim içimden. Ay sonunda manavgat'a gidicez ya, orda kumda oynicak birilerini bulsam bari.
-Pardon benimle kumda oynar mısın?
-Kumda mı? Odaya geçsek?
Fantaziye bak. Gerçi orda kum yokmuş, bizim gideceğimiz yer kayalıkmış biraz. Hüzünlendim lan. Kum yoksa gitmem ben abi. Kumda sevişemeyecek miyiz yani? Bu nasıl insanlık! Elin oğlu sağda, solda, yol ortasında sevişsin. Bize bi kumu hor görün. Yazıklar olsun ulan. Küstüm oynamıyorum.
-Pardon benimle kumda oynar mısın?-Kumda mı? Odaya geçsek?
Fantaziye bak. Gerçi orda kum yokmuş, bizim gideceğimiz yer kayalıkmış biraz. Hüzünlendim lan. Kum yoksa gitmem ben abi. Kumda sevişemeyecek miyiz yani? Bu nasıl insanlık! Elin oğlu sağda, solda, yol ortasında sevişsin. Bize bi kumu hor görün. Yazıklar olsun ulan. Küstüm oynamıyorum.
18 Mayıs 2011 Çarşamba
Yağmur..
Yağmur bereket midir? Yerine göre öyledir ama. Ankara'da bereket değildir be hafız. 2 gün sonra şenlikler başlıyor, tam da sırasıydı yani. Yine çamurda. Yine ıslanarak. Yine keyifsiz.
Anlamlı
Ne kadar seversen sev, kendin için yaşa. Bi başkası için değil. Kendi hayatını kısıtlamaya başladığında, ölümcül yasağı çiğnemiş oluyorsun. Sonun için 2 senaryo yazılıyor;
1-Zombi gibi yaşa, sırf "O"nun için, hiç bir şey hissetmeden.
2-Yaptığın hatanın farkına var, kendi yoluna git, hayatı hisset.
Bunlar işte. Koskoca hayatın özeti bu 2'si. Aşkı fazla büyütmemek lazım.
1-Zombi gibi yaşa, sırf "O"nun için, hiç bir şey hissetmeden.
2-Yaptığın hatanın farkına var, kendi yoluna git, hayatı hisset.
Bunlar işte. Koskoca hayatın özeti bu 2'si. Aşkı fazla büyütmemek lazım.
17 Mayıs 2011 Salı
Zihin Çorbası.
Düşünmek bile zor geliyor bu havada. O kadar karanlık ki, kendi düşüncelerine bile ulaşamıyorsun. Bu gibi havalarda zihnini kapatmalı. Yorulmasın boşuna. O da bir insan(parçası). Ctrl+Alt+Delete'i olsa keşke. Bazen kitlendiği de oluyo çünkü. Yoksa bu bir tek bana mı oluyor? Zihinsiz miyim ben?(şerefsiz gibi oldu)
Neyse dışarı çıkma niyetindeyim. Madem zihnim çalışmıyor, bari ayaklarım çalışsın az. Dilan'la buluşuruz belki. O zihnimi tazelemeyi iyi biliyor. Onunla konuştuğumuzda düşünme gereği duymadığımdan(süzmeden, tartmadan, dürüst olurum ona) zihnim de dinlenebilir.
-Hay arkadaş zihin kusucam yakında amma zihin dedin.
-Harbi ha. Hayatımda ilk defa oluyor bu. Affeyle..
-Tamam tamam. Yeter ki bida deme.
Neyse konuyu dağıtmayı başardık sonunda. O zaman ben kaçayım. Dilan'la görüşelim. Hem bi bira içesim de var. Var mı benden bir isteği, dileği, arzusu, faztazisi olan?
-...
Yok yani. Siz kaybedersiniz.
Neyse dışarı çıkma niyetindeyim. Madem zihnim çalışmıyor, bari ayaklarım çalışsın az. Dilan'la buluşuruz belki. O zihnimi tazelemeyi iyi biliyor. Onunla konuştuğumuzda düşünme gereği duymadığımdan(süzmeden, tartmadan, dürüst olurum ona) zihnim de dinlenebilir.
-Hay arkadaş zihin kusucam yakında amma zihin dedin.
-Harbi ha. Hayatımda ilk defa oluyor bu. Affeyle..
-Tamam tamam. Yeter ki bida deme.
Neyse konuyu dağıtmayı başardık sonunda. O zaman ben kaçayım. Dilan'la görüşelim. Hem bi bira içesim de var. Var mı benden bir isteği, dileği, arzusu, faztazisi olan?
-...
Yok yani. Siz kaybedersiniz.
16 Mayıs 2011 Pazartesi
Money, money, money.
Bu aralar yapacak onca çok şey var ki ne yapacağımı şaşırdım. Bir de para sorun tabi. O var; gidelim, bu var; ona da gidelim, şu da var; e o kaçar mı abi. Sorarım size hangi para dayanır bunca şeye. Yağdır mevlam para diyorum. Nıç, cevap yok.
15 Mayıs 2011 Pazar
Dude WTF
Diyorlar ki kadınlar cinsellikten aldığın zevkin 4 katını çikolata yerken alıyorlarmış. E bide kadınlar cinsellikte erkeklerden 10 kat daha zevk alıyorlar.4 çarpı 10 artı 4 eksi 1 bölü 5 = Mhp'nin 40'ıncı yıl dönüm.. Bu kadınlar daha ne istiyor yahu! Bide eşitlik diye tuttururlar. Hani nerde eşitlik? Ulan bildiğin bi çikolataya eriyip bitiyorlar. Şimdi bi erkek olarak cinsellikten aldığım zevki düşünüyorum. İyidir yani diyorum. Çok şükür daha ne olsun. Ama abi ya bunun 40 katı bildiğin wtf yani. Akıl almıyo hafız. "Şanslı olaydım anam beni kız doğururdu" diye bi laf var. Adam haklı beyler. Biz ölelim yani.
About Love.
Bu gün aşkı yeniden tanımlama günü. Nereden çıktı derseniz, vardır bir nedeni. Arada bir yenilemek lazım düşünceleri, eskimeden. Ne diyorduk, aşk.
Aşk, aslında bir duygu bütünlüğü sanırım. Sevgiyi, nefreti, öfkeyi, sevinci hatta intikamı bile içinde barındıran bir şey. Hassasdır da. Çok çabuk kırılır. Hani kalp kırmak diye bir deyim vardır ya. Aşk kırılır aslında. Bir başkasının aşkını kırmak kadar üzücü bir şey yoktur hayatta. Kırıp, pişman olup, onarmak da kötüdür. Onarılmaz çünkü aşk. Kanar durur, günün birinde ölene kadar. Kırılan aşkın telafisi olmaz. O yüzden bi kere buldun mu sahip çıkacaksın. Kırmamak için onla yaşamak-zorunda hissetmek- de olmaz. Aşk zor iş arkadaş. Bulaşma diyorum işte. Daha kaç defa diyecem. Git, gez, dolaş. Napacaksın aşkı.
Aşk, aslında bir duygu bütünlüğü sanırım. Sevgiyi, nefreti, öfkeyi, sevinci hatta intikamı bile içinde barındıran bir şey. Hassasdır da. Çok çabuk kırılır. Hani kalp kırmak diye bir deyim vardır ya. Aşk kırılır aslında. Bir başkasının aşkını kırmak kadar üzücü bir şey yoktur hayatta. Kırıp, pişman olup, onarmak da kötüdür. Onarılmaz çünkü aşk. Kanar durur, günün birinde ölene kadar. Kırılan aşkın telafisi olmaz. O yüzden bi kere buldun mu sahip çıkacaksın. Kırmamak için onla yaşamak-zorunda hissetmek- de olmaz. Aşk zor iş arkadaş. Bulaşma diyorum işte. Daha kaç defa diyecem. Git, gez, dolaş. Napacaksın aşkı.
14 Mayıs 2011 Cumartesi
Haggard
Evet sayın okuyucular. Son aldığım bilgilere göre Opera yalan oldu. Haggard konserine gidiyoruz. Adamlar o kadar ülkemize gelmiş, bir de ücretsiz konser. Daha ne olsun lan. Bu fırsat kaçar mı? Opera biletlerim yanacak ama napalım. Kaç kere Haggard'ı görme fırsatımız olacak sorarım size!
Opera
İyice sanatsal bişi oldum haa. Cumartesi Tannhauser diye bir temsile gideceğim. Herkes opera sıkıcıdır baleye benzemez diyo. Bakalım ne çıkacak. Daha doğru dürüst ders de çalışmaya başlamadım. Bu yıl finaller çok kötü; bi gün de 2 tane sözlü sınavım var. Bir de ödevler çıktı. 3'üncü sınıfı hiç sevmedim. Hep ödev, hep quiz, adamlar Ankarayı terk etmemize fırsat vermiyorlar. Şaka maka bi dönem daha bitti. Finallerde azıcık şans azıcık çalışmayla hiç ders bırakmazsam iyi. Çok mu şey istiyorum ya?:)
13 Mayıs 2011 Cuma
Bİ Parça Almaz mısın?
Biraz kilo mu aldım ne? Görgü tanıkları öyle diyorlar. E ne de olsa adamlar görgülü tanıklar. Yalan söyleyecek halleri yok ya. Görgü tanığı olmak da zor. Küfür de edemiyordur onlar şimdi. İçlerinde biriktire biriktire kendi şişmanlığını benim gibilere iteliyorlar. Bunlara kanmamak lazım. Dolandırıcı hepsi. Görgüsüz tanık bunlar.
Az önce ailecek kumar oynadık. Zevkliydi yendik dedemle, annem ve babamı. Aile kumarı biz de aile saadeti gibi bir şey. Bizim eve gelen hiç bir akraba bir el kağıt oynamadan gitmez. Yetkililere duyuruyorum yasadışı kumar, içki, karı/kız hepsi bizde.
Az önce ailecek kumar oynadık. Zevkliydi yendik dedemle, annem ve babamı. Aile kumarı biz de aile saadeti gibi bir şey. Bizim eve gelen hiç bir akraba bir el kağıt oynamadan gitmez. Yetkililere duyuruyorum yasadışı kumar, içki, karı/kız hepsi bizde.
9 Mayıs 2011 Pazartesi
Tv Serileri.
Dün yine bir dizi keşfettim. Gerçi çıkalı bir iki ay olmuş. Öncelikle diziyi çok beğendiğimi söylemeliyim. Tam benim istediğim türden. Dizinin en önemli karakteri Merlin bence. Çok karizmatik ve gizemli bir karakter olmuş. Klasik büyücü yaşlı Merlini görmek içimizi karartıyordu cidden. Böyle bi büyücü lazım her eve.
Diğer bi karakter de Morgan tabiki. Kötü kız kardeş rolünde. O da çok yakışmış diziye.
Hayal kırıklığım Arthur da. Çok silik bi karakter yapmışlar. Çocuk gibi. Daha ihtişamlı birini beklerdim. Ayrıca Rome daki James Purefoy'a da çok şaşırdığımı söylemeliyim. Bu kadar çabuk diziyi terk etmesini istemezdim. Uther'ı da iyi yapmışlar. Ben ilerde flashback tarzı şeyler bekliyorum. Onu daha fazla anlatmalılar bence.
Finallere kadar dizi izlemeye karar verdim. Game of Thrones da takip ettiğim bi başka dizi.
Ondan da bahsedeyim biraz. Sean Penn'i zaten sevmiyeniniz yoktur diye umuyorum. Adamın eline kılıç yakışıyor resmen. Her bölümü cidden film gibi. Bölüm finalleri resmen kan donduran cinsten. Tavsiye için gerekirse şiddete de başvurabilirim. İzleyin!
Aranız da bir de Rome izlemeyen varsa "intihar" yazıp 5522'ye yollasın, biz gelip onu alıcaz.
Diğer bi karakter de Morgan tabiki. Kötü kız kardeş rolünde. O da çok yakışmış diziye.
Hayal kırıklığım Arthur da. Çok silik bi karakter yapmışlar. Çocuk gibi. Daha ihtişamlı birini beklerdim. Ayrıca Rome daki James Purefoy'a da çok şaşırdığımı söylemeliyim. Bu kadar çabuk diziyi terk etmesini istemezdim. Uther'ı da iyi yapmışlar. Ben ilerde flashback tarzı şeyler bekliyorum. Onu daha fazla anlatmalılar bence.Finallere kadar dizi izlemeye karar verdim. Game of Thrones da takip ettiğim bi başka dizi.
Ondan da bahsedeyim biraz. Sean Penn'i zaten sevmiyeniniz yoktur diye umuyorum. Adamın eline kılıç yakışıyor resmen. Her bölümü cidden film gibi. Bölüm finalleri resmen kan donduran cinsten. Tavsiye için gerekirse şiddete de başvurabilirim. İzleyin!
Aranız da bir de Rome izlemeyen varsa "intihar" yazıp 5522'ye yollasın, biz gelip onu alıcaz.
8 Mayıs 2011 Pazar
Günaydın.
Güne güzel bir müzikle başlamak lazım. Kahvaltının tuzu biberi olur müzik. Bu konu hakkında epey güzel şeyler yazan mihmandar dostum geldi aklıma.
Kayıp Öyküler: Bugünkü kahvaltı mönüm Blues üzerine serpiştirilmi...: "Müzik ruhun gıdasıdır lan. Hangi tür müzik hangi gıda peki? O ne demek demeyin! İddia ediyorum! Her tür ayrı birer gıdadır. Buna itiraz eden..."
Bi göz atın derim.
Kayıp Öyküler: Bugünkü kahvaltı mönüm Blues üzerine serpiştirilmi...: "Müzik ruhun gıdasıdır lan. Hangi tür müzik hangi gıda peki? O ne demek demeyin! İddia ediyorum! Her tür ayrı birer gıdadır. Buna itiraz eden..."
Bi göz atın derim.
7 Mayıs 2011 Cumartesi
Pencere..
Eskiden çok sevdiğim. Diğer anneme gelsin bu vidyo. Merve umarım sesimi duyarsın. Her ne kadar arayıp sormasan da sen de benim annem oldun bi ara. İyi ki varsın.
Öpeyim Anam.
Aslında sevmem böyle günleri. Çok yapmacık bi kere abi. Anneler günüymüş.. Neyse ama ben ne kadar bunları desem de anne bir şeyler bekliyo ama. En sevdiği çikolatayı aldım (dido) bir de yanağına 2 öpücük kondurdum. Eh hafız daha ne olsun. Ben hatırlamıyorum ama ben çok düşkünmüşüm küçükken anneme. Çok öpermişim onu, hala der durur bunu arada. Teyzelerimden duyduğuma göre bildiğin ana kuzusuymuşum. Her annenin istediği türden bir şey yani. Büyüyünce ne tatlılık kalıyo ne bişe tabi. Severim annemi. İyi ki varsın anam.
Alkolük.
Dün gece içtik, eğlendik, güldük. Geniş bakarsan iyiydi. Ama bazı olaylar oldu. Zek bi arkadaşını getirdi; Turuğsan. İsme bak. Neyse iyi çocuktu başlarda güzel eğlendik. Bu devirmeye başladı baya bi. Ben 2 bira, 2 tekila shotda durdum. Biraz da Duygunun değişik kokteyllerinden içtim işte o kadar. Her neyse bu öküz içti içti durmadan, çıkışta bide hesap ödedi biraz tuzlu oldu ona ama ne bekliyordu ki. Bu homurdanmaya başladı bir de çok para ödedim falan diye. Kızılaya inelim dediler, Pasaj diye bi yer varmış ona gittik. Kapıdaki adamla tartıştık girmedik. Duyguyla o Turuğsan olucak şahıs iyice kendinden geçti. Abi bir şey diyeyim. Tanımadığın insanla içmeyeceksin. Zek'in en yakın arkadaşıymış diye samimiydik ama gel gör sarhoş olduğunda yaptıklarına. Biz bunu kolundan tutarken tokadı bastı bana. Şimdi biz de sarhoş olduk. Biz de kendimizden geçtik. İsteyerek yapıyor bu hareketleri. Sarhoşluk diye bi bahane mi olur tokat atmak için? Ne yapayım ki şimdi. Herif vurmuş tokadı mal mal sırıtıyo. Zek'in en yakın arkadaşı sonuçta. Anlatmak istediğim bir şey yapılmaz ki o hareketten sonra. İlk kez bir sarhoş derdim oldu. Bana kalsa 5 dakka durmam yanında bırakır giderdim. Zek yine iyi sabırlıydı. Bunlar adam değil hafız. Bunlar her gün yolda görüp arkasından sövdüğümüz adamlar. Onların hareketleri.
Alkolün arkasına sığınılmaz hafız. Alkolü arkasına sığınıp bir şeyler yapmaya çalışan insan kişiliksizdir. Ya cesur ol ne yapacaksan yap, ya da siktir olup git. Sizce bütün mesele bu mu?
Aman diyim bana güvenip de sarhoş olmayın bırakıp giderim, hiç uğraşmam. Dilanı özledim. Geceki olaylardan sonra daha bi özledim. Herkesle arkadaş olunmuyo abi, ne kadar kafa olursa olsun. Sadece muhabbetle olacak şey değil.
Bu şarkı size gelsin.


Alkolün arkasına sığınılmaz hafız. Alkolü arkasına sığınıp bir şeyler yapmaya çalışan insan kişiliksizdir. Ya cesur ol ne yapacaksan yap, ya da siktir olup git. Sizce bütün mesele bu mu?
Aman diyim bana güvenip de sarhoş olmayın bırakıp giderim, hiç uğraşmam. Dilanı özledim. Geceki olaylardan sonra daha bi özledim. Herkesle arkadaş olunmuyo abi, ne kadar kafa olursa olsun. Sadece muhabbetle olacak şey değil.
Bu şarkı size gelsin.
İçindekiler:
Alkol,
Alkolik kız,
Bana Dair,
Sarhoş,
Zek
6 Mayıs 2011 Cuma
Let me go.
Bugün eğlenme zamanıdır arkadaşlar. Gizem'in attığı müzikler sayesinde keyfimde yerinde. Bir de kredi paraları yatıyor bugün. Oh oh oh tadından yenmez. Dün gece 2 kokorece 17 lira baymasaydım daha bi keyifli olurdum belki. Ama olsun ya kokoreç de güzeldi hani. Akşam 8 gibi çıkarız herhalde. Bugün beni beklemeyin. Zek arabayla gelmezse eğer ne diye geleyim bu nalet bilgisayarın başına.
Unutma! Unutturma!
6 mayıs.
Bu bile yetiyor. Kelimeler kifayetsiz. Hepsi bizim yaşımızdaydı. Düşünsene. Birkaç saat sonra seni bir ip ve bir tabure beklediğini. Bu rağmen boyun eğmediler. Buna rağmen vazgeçmediler. Ne olursa olsun asla unutma, unutturma!
5 Mayıs 2011 Perşembe
Midem de Midem
Şimdi şöyle oluyor. Midemi çok severim ben. İnanıyorum ki o da beni seviyor. Gerçi arada yemek seçer, gaz çıkarır ama yine de vazgeçemem ben ondan. Parasız kaldığımda da yanımdadır haa. Yalnız bırakmaz beni öyle kolay kolay. Esaslı organdır benim midem. Ama bu aralar biraz aramız bozuk. Göbek yaptı birazcık. Mecbur yemeğinden kesmek zorunda kaldım.Çok mu şımartıyorum ki acaba?
Alakasız ama bugün son vizeme giricem. Çalıştım da. Birazcık zor bi sınav. Yapabilir miyim bilmiyorum. Yinede son olması yüzümü güldürmeye yetiyor. Bu anlamsız konuşmayı niye mi yaptım. Çünkü uykusuzum, açım ve stresliyim. Üzerime gelmeyin ısırabilirim. Merak etmeyin ama aşılarım tam.
Alakasız ama bugün son vizeme giricem. Çalıştım da. Birazcık zor bi sınav. Yapabilir miyim bilmiyorum. Yinede son olması yüzümü güldürmeye yetiyor. Bu anlamsız konuşmayı niye mi yaptım. Çünkü uykusuzum, açım ve stresliyim. Üzerime gelmeyin ısırabilirim. Merak etmeyin ama aşılarım tam.
4 Mayıs 2011 Çarşamba
What The Fuck İs AŞK?
Sana bir şey diyeyim mi hafız. Aşk zor iş ulan. Sana tavsiyem hiç bulaşma. Kenarından köşesinden dön derhal. Aşk yok diyenler de var. Durun size benim fikrimi söyleyeyim o zaman.
Bilmem bilir misiniz. Bazı hayvanlarda değişik hormonlar var. Bunlar kendisini değilde etrafındakini etkileyen hormonlar. Feromon deniyor bunlara. İşte bence aşk bir feromon abi. Kimyasal bir olay yani. Öyle herkes de olmaz bu feromonlar. Etkileyeceği kişiyi seçer bir de. Aşk böyle bir şey. Sen kendin aşık oldun sanırsın. Kendini aşık sanırsın. Ama öyle olmaz olay. Aşk 2 bedenin birbirini bulmasıdır. Sen aslında hiç bir şey yapmazsın. Feromonlar anlaşır kendi aralarında. Beyin de kabul eder. İşte budur aşk. Zordur ama böyle anlattığıma bakma. Feromonlar da öyle kolay anlaşan şeyler değildir.
Ama şöyle de bir şey var ki, ilk görüşte aşk diye bir şey yok hafız. İlk görüşte aşk abazalar içindir. Kız, erkek olsun farketmez. Güzelliğe tutulursun bir kere. İlk görüşte beyninle düşünmezsin. Ya şöyle olur; cinsel organın yardımcı olur karşındakini seçmende, ya da çevrendeki insanlar tarafından sana enjekte edilmiş-zorunda bırakılmış- düşüncelerle güzel bir kız olmalı dersin. Hayır zaten sonra sen de anlarsın bu işin güzellikle olmayacağını. Git de çirkini bul demiyorum tabi. Güzellere de aşık olunur ama sırf güzellikleri için değil, tanıdıkça, feromonlar anlaşırsa olur.
Feromon dedim ya. Duyanda böyle bir bilen sanacak beni. Bir cahilin sözleri bunlar. Aman diyeyim sonra benim sözlerime kanıp da kapımı çalmayın.
Bir de bir şey daha diyeyim. Diyelim ki bir kere aşık oldun. Tamam ulan dedin. Elini kolunu çektin artık bu işlerden. Bazen böyle de olmuyor işte. Aşk 1 kere olunacak diye bir durum yok. Değişken bir şey bu. Kimisi var 1 kere sever ona yeter bi ömür, kimisi var aşık olmaya doyamaz daldan dala atlar. Bu abazalık değil. Tabi eğer gerçek aşksa onun ki. Aşkında seviyeleri olmalı bence. 3'den aşağı olursa kanmamalı. 3'den yukarı olursa yabana atmamalı. Aşk zor iş. Bunları okuduysan eğer, hiç bulaşmayacaksın.
Bu şarkı hepimize gelsin.
Bilmem bilir misiniz. Bazı hayvanlarda değişik hormonlar var. Bunlar kendisini değilde etrafındakini etkileyen hormonlar. Feromon deniyor bunlara. İşte bence aşk bir feromon abi. Kimyasal bir olay yani. Öyle herkes de olmaz bu feromonlar. Etkileyeceği kişiyi seçer bir de. Aşk böyle bir şey. Sen kendin aşık oldun sanırsın. Kendini aşık sanırsın. Ama öyle olmaz olay. Aşk 2 bedenin birbirini bulmasıdır. Sen aslında hiç bir şey yapmazsın. Feromonlar anlaşır kendi aralarında. Beyin de kabul eder. İşte budur aşk. Zordur ama böyle anlattığıma bakma. Feromonlar da öyle kolay anlaşan şeyler değildir.
Ama şöyle de bir şey var ki, ilk görüşte aşk diye bir şey yok hafız. İlk görüşte aşk abazalar içindir. Kız, erkek olsun farketmez. Güzelliğe tutulursun bir kere. İlk görüşte beyninle düşünmezsin. Ya şöyle olur; cinsel organın yardımcı olur karşındakini seçmende, ya da çevrendeki insanlar tarafından sana enjekte edilmiş-zorunda bırakılmış- düşüncelerle güzel bir kız olmalı dersin. Hayır zaten sonra sen de anlarsın bu işin güzellikle olmayacağını. Git de çirkini bul demiyorum tabi. Güzellere de aşık olunur ama sırf güzellikleri için değil, tanıdıkça, feromonlar anlaşırsa olur.
Feromon dedim ya. Duyanda böyle bir bilen sanacak beni. Bir cahilin sözleri bunlar. Aman diyeyim sonra benim sözlerime kanıp da kapımı çalmayın.
Bir de bir şey daha diyeyim. Diyelim ki bir kere aşık oldun. Tamam ulan dedin. Elini kolunu çektin artık bu işlerden. Bazen böyle de olmuyor işte. Aşk 1 kere olunacak diye bir durum yok. Değişken bir şey bu. Kimisi var 1 kere sever ona yeter bi ömür, kimisi var aşık olmaya doyamaz daldan dala atlar. Bu abazalık değil. Tabi eğer gerçek aşksa onun ki. Aşkında seviyeleri olmalı bence. 3'den aşağı olursa kanmamalı. 3'den yukarı olursa yabana atmamalı. Aşk zor iş. Bunları okuduysan eğer, hiç bulaşmayacaksın.
Bu şarkı hepimize gelsin.
1 Mayıs 2011 Pazar
Veteriner Hekimliğe Dair
30 Nisan Dünya Veteriner Hekimler Günüymüş.(Kime göre?) Şimdi ne hoş etmişler bize bir gün bahşetmişler, diyemeyeceğim maalesef. Ben böyle "Dünya Günleri"ne kıl oluyorum. Ne yapalım yani? Elimize bi koyun alıp sokaklara mı dökülelim veteriner gününde? Bazılarına böyle önemseniyormuş gibi gelebilir. Gurur okşayabilir bu "Gün". Ama bana gelmiyor. Sevmem ben öyle kimilerinin bazı günleri seçerek, bizi kutlamaya mecbur bırakmasını. Ben bu "Gün" kutlanmasa da hekimim. Beni bağlamaz diyor ve son noktayı koyveriyorum.
Home Sweet Home
Fark ettiniz mi bilmem. 2 gündür yokum buralarda. Bi arayıp soranınız yok ulan. İnsan bi sorar bu adam nerde, bu adama noldu diye. Ama nerdeee..
-Burda yalnızız hafız.
-Çok doğru dedin be!
Dün Notre Dame'ın Kamburu bale gösterisine gittim. İlk defa bir bale temsiline gittim. Temsilden bahsetmeden önce şunu söyliyeyim opera sahnesi mükemmel. Orda bildiğin kendini bir şey sanıyorsun. Kıç kalkıyor yani hafiften. Vestiyere ceketimi verdim, sanırsın ki uzaya giden ilk astronotum.(o derece.) Öğrencilik bitmeden, bütün öğrenci indirimli şeyleri kullanmaya karar verdim. Zamanım oldukça tiyatro, opera, ne olursa işte, hepsine gidicem. 6 liraya cidden çok para değil, çok keyif aldım. Sadece oyundan değil, orda olmak da büyük bir keyif.
Oyundan bahsedeyim biraz. Şimdi ilk kez baleye gitmiş biri olarak konuşuyorum. Bi boktan çaktığım yok yani. Dediklerimi ciddiye almayın. Oyun orkestrası süperdi. Harikaydı müzikler. Sonra dekorlar olağanüstüydü-hayatımda ilk defa "olağanüstü" dedim-. Oyunu beğendim biraz değiştirmişler sonunu ama güzeldi. Gel gelelim bu baletlere. Adamlara saygım var ne hareketler yapıyorlar, tebrik ederim. Ama abi adamlar tayt da değil, bildiğin külotlu çorap giymişler, üstüne üstlük altlarında iç çamaşırı yok. Ben hayatımda bu kadar erkek kıçı görmedim.
-Allah göstermesin.
-Amen.
Oturdun adamların kıçlarına mı baktın diceksin. Haklısın da çok göz alıyolardı be hafız. Gluteus maximus tüm detaylarıyla belliydi yani. Neyse ki ön taraflarına bir şeyler koymuşlardı da kabuslar görmedik.
Bu sınav arası çok iyi geldi. Benimki de gelmişti. Görüştük. Eğlendik. Güzeldi. Şimdi kalkıp tekrar ders çalışmaya hiç hazır değilim. Hem de hiç.
-Burda yalnızız hafız.
-Çok doğru dedin be!
Oyundan bahsedeyim biraz. Şimdi ilk kez baleye gitmiş biri olarak konuşuyorum. Bi boktan çaktığım yok yani. Dediklerimi ciddiye almayın. Oyun orkestrası süperdi. Harikaydı müzikler. Sonra dekorlar olağanüstüydü-hayatımda ilk defa "olağanüstü" dedim-. Oyunu beğendim biraz değiştirmişler sonunu ama güzeldi. Gel gelelim bu baletlere. Adamlara saygım var ne hareketler yapıyorlar, tebrik ederim. Ama abi adamlar tayt da değil, bildiğin külotlu çorap giymişler, üstüne üstlük altlarında iç çamaşırı yok. Ben hayatımda bu kadar erkek kıçı görmedim.
-Allah göstermesin.
-Amen.
Oturdun adamların kıçlarına mı baktın diceksin. Haklısın da çok göz alıyolardı be hafız. Gluteus maximus tüm detaylarıyla belliydi yani. Neyse ki ön taraflarına bir şeyler koymuşlardı da kabuslar görmedik.
Bu sınav arası çok iyi geldi. Benimki de gelmişti. Görüştük. Eğlendik. Güzeldi. Şimdi kalkıp tekrar ders çalışmaya hiç hazır değilim. Hem de hiç.
27 Nisan 2011 Çarşamba
Anlamsız
Dün güzel bir gündü. Hani böyle güzeldi yani. İyi oldu. Güzeldi işte. Yani ...
-Anladık hafız güzelmiş.
-Güzeldi ama.
-Baydın ama.
Tamam tamam. Konumuza dönelim.
-Konumuz da mı vardı?
-Tabiki olm.
Neyse sen bi geri çekil biraz. Heh tamam. Sınav arasındayım şuan. Pazartesine kadar ders yok, keyfim yerinde. Canımın jelibon çekmesi ufak bir sorun. Bide şu paso soran amcalar! Neyse keyfimizi bozmayalım. Bu aralar bi nargileye gidesim var. Dilanı da özledim, bi buluşsak iyi olur. Sesimi duyuyorsan Dilan, sesime gel. Toker'e de burdan teşekkür edeyim. O duymaz, bilmez ama. Ben bileyim yeter be hafız. Sanki ödül almış gibiyim. İnsanlara sesleniyorum, teşekkür falan ediyorum. Bu blog çok bozdu beni.
Seneler sonra Ankara'da tiyatroya da gittim ya, sırtım yere gelmez artık. Gerçi bizim fakültenin oyunuydu ama, güzeldi be hacı. Adamların illa ünlü mü olması gerekiyor yani güzel olması için. Güldük, eğlendik işte. Bana yetti. Şimdi tutup da tiyatro eleştirmenliği yaptırmayın bana. Hem zaten elim ağırdır.(!)
Beni tiyatroya davet eden sevgili partnerime de teşekkür ediyorum bir kez daha. Ayrıca kamera ekibine, rejiye ve beni burda yalnız bırakmayan her...
-Bokunu çıkardın tamam.
-Anladık hafız güzelmiş.
-Güzeldi ama.
-Baydın ama.
Tamam tamam. Konumuza dönelim.
-Konumuz da mı vardı?
-Tabiki olm.
Neyse sen bi geri çekil biraz. Heh tamam. Sınav arasındayım şuan. Pazartesine kadar ders yok, keyfim yerinde. Canımın jelibon çekmesi ufak bir sorun. Bide şu paso soran amcalar! Neyse keyfimizi bozmayalım. Bu aralar bi nargileye gidesim var. Dilanı da özledim, bi buluşsak iyi olur. Sesimi duyuyorsan Dilan, sesime gel. Toker'e de burdan teşekkür edeyim. O duymaz, bilmez ama. Ben bileyim yeter be hafız. Sanki ödül almış gibiyim. İnsanlara sesleniyorum, teşekkür falan ediyorum. Bu blog çok bozdu beni.
Seneler sonra Ankara'da tiyatroya da gittim ya, sırtım yere gelmez artık. Gerçi bizim fakültenin oyunuydu ama, güzeldi be hacı. Adamların illa ünlü mü olması gerekiyor yani güzel olması için. Güldük, eğlendik işte. Bana yetti. Şimdi tutup da tiyatro eleştirmenliği yaptırmayın bana. Hem zaten elim ağırdır.(!)
Beni tiyatroya davet eden sevgili partnerime de teşekkür ediyorum bir kez daha. Ayrıca kamera ekibine, rejiye ve beni burda yalnız bırakmayan her...
-Bokunu çıkardın tamam.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








































