Bana Dair (35) Anlamlı (17) Okul (10) Anlamsız (9) Aşk (8) Erasmus (5) Para (3) sex (3)

28 Mayıs 2011 Cumartesi

Candan.

Bir şarkı bu kadar mı güzel olur, o yorum, o sözler, o ses.. Sadece bir tanesi değil tabi ki hepsi çok güzel. Nası bir insansın sen Candan Erçetin! Böyle tapılası şarkılar yapmayı nası beceriyosun peki? O kadar da adın gibi candansın ki, aşık olmamak elde değil. İtiraf ediyorum aşığım sana be. Oh söyledim kurtuldum.

24 Mayıs 2011 Salı

Before / After

Şenlikler bitmeseydi iyiydi. Ne güzel eğlendik bu yıl ya. Meğer ne aptalmışım hiç bi sene doğru dürüst gitmiyordum. Okul yılları çabuk geçiyor hafız değerini bilmek lazım. Şenlikten bi sonraki gün hiç çalışmadan girdiğim farma sınavına ne demeli. O, geceden kalma halim, şortum ve kalemsizliğimle girdim sınava. Yine de iyi geçti bea. Geçen dönem ki gazdan eser kalmadı yalnız. Çalışamıyorum artık. Sınav moduna giremedim bi türlü. 2 gün sonra pato var. Bugünden çalışmam gerek. Sizce çalışıyor muyum peki?

19 Mayıs 2011 Perşembe

Kumdan Kaleler.

Hep istemişimdir. Hatta biri "sen git de kumda oyna" dediğinde hiç gocunmam, "hani kum, nerde?" bile derim içimden. Ay sonunda manavgat'a gidicez ya, orda kumda oynicak birilerini bulsam bari.

-Pardon benimle kumda oynar mısın?
-Kumda mı? Odaya geçsek?

Fantaziye bak. Gerçi orda kum yokmuş, bizim gideceğimiz yer kayalıkmış biraz. Hüzünlendim lan. Kum yoksa gitmem ben abi. Kumda sevişemeyecek miyiz yani? Bu nasıl insanlık! Elin oğlu sağda, solda, yol ortasında sevişsin. Bize bi kumu hor görün. Yazıklar olsun ulan. Küstüm oynamıyorum.

18 Mayıs 2011 Çarşamba

Yağmur..

Yağmur bereket midir? Yerine göre öyledir ama. Ankara'da bereket değildir be hafız. 2 gün sonra şenlikler başlıyor, tam da sırasıydı yani. Yine çamurda. Yine ıslanarak. Yine keyifsiz.

Anlamlı

Ne kadar seversen sev, kendin için yaşa. Bi başkası için değil. Kendi hayatını kısıtlamaya başladığında, ölümcül yasağı çiğnemiş oluyorsun. Sonun için 2 senaryo yazılıyor;
1-Zombi gibi yaşa, sırf "O"nun için, hiç bir şey hissetmeden.
2-Yaptığın hatanın farkına var, kendi yoluna git, hayatı hisset.
Bunlar işte. Koskoca hayatın özeti bu 2'si. Aşkı fazla büyütmemek lazım.

17 Mayıs 2011 Salı

Zihin Çorbası.

Düşünmek bile zor geliyor bu havada. O kadar karanlık ki, kendi düşüncelerine bile ulaşamıyorsun. Bu gibi havalarda zihnini kapatmalı. Yorulmasın boşuna. O da bir insan(parçası). Ctrl+Alt+Delete'i olsa keşke. Bazen kitlendiği de oluyo çünkü. Yoksa bu bir tek bana mı oluyor? Zihinsiz miyim ben?(şerefsiz gibi oldu)

Neyse dışarı çıkma niyetindeyim. Madem zihnim çalışmıyor, bari ayaklarım çalışsın az. Dilan'la buluşuruz belki. O zihnimi tazelemeyi iyi biliyor. Onunla konuştuğumuzda düşünme gereği duymadığımdan(süzmeden, tartmadan, dürüst olurum ona) zihnim de dinlenebilir.

-Hay arkadaş zihin kusucam yakında amma zihin dedin.
-Harbi ha. Hayatımda ilk defa oluyor bu. Affeyle..
-Tamam tamam. Yeter ki bida deme.

Neyse  konuyu dağıtmayı başardık sonunda. O zaman ben kaçayım. Dilan'la görüşelim. Hem bi bira içesim de var. Var mı benden bir isteği, dileği, arzusu, faztazisi olan?
-...
Yok yani. Siz kaybedersiniz.

16 Mayıs 2011 Pazartesi

Money, money, money.

Bu aralar yapacak onca çok şey var ki ne yapacağımı şaşırdım. Bir de para sorun tabi. O var; gidelim, bu var; ona da gidelim, şu da var; e o kaçar mı abi. Sorarım size hangi para dayanır bunca şeye. Yağdır mevlam para diyorum. Nıç, cevap yok.

15 Mayıs 2011 Pazar

Dude WTF

Diyorlar ki kadınlar cinsellikten aldığın zevkin 4 katını çikolata yerken alıyorlarmış. E bide kadınlar cinsellikte erkeklerden 10 kat daha zevk alıyorlar.4 çarpı 10 artı 4 eksi 1 bölü 5 = Mhp'nin 40'ıncı yıl dönüm.. Bu kadınlar daha ne istiyor yahu! Bide eşitlik diye tuttururlar. Hani nerde eşitlik? Ulan bildiğin bi çikolataya eriyip bitiyorlar. Şimdi bi erkek olarak cinsellikten aldığım zevki düşünüyorum. İyidir yani diyorum. Çok şükür daha ne olsun. Ama abi ya bunun 40 katı bildiğin wtf yani. Akıl almıyo hafız. "Şanslı olaydım anam beni kız doğururdu" diye bi laf var. Adam haklı beyler. Biz ölelim yani.

About Love.

Bu gün aşkı yeniden tanımlama günü. Nereden çıktı derseniz, vardır bir nedeni. Arada bir yenilemek lazım düşünceleri, eskimeden. Ne diyorduk, aşk.
Aşk, aslında bir duygu bütünlüğü sanırım. Sevgiyi, nefreti, öfkeyi, sevinci hatta intikamı bile içinde barındıran bir şey. Hassasdır da. Çok çabuk kırılır. Hani kalp kırmak diye bir deyim vardır ya. Aşk kırılır aslında. Bir başkasının aşkını kırmak kadar üzücü bir şey yoktur hayatta. Kırıp, pişman olup, onarmak da kötüdür. Onarılmaz çünkü aşk. Kanar durur, günün birinde ölene kadar. Kırılan aşkın telafisi olmaz. O yüzden bi kere buldun mu sahip çıkacaksın. Kırmamak için onla yaşamak-zorunda hissetmek- de olmaz. Aşk zor iş arkadaş. Bulaşma diyorum işte. Daha kaç defa diyecem. Git, gez, dolaş. Napacaksın aşkı.

14 Mayıs 2011 Cumartesi

Haggard

Evet sayın okuyucular. Son aldığım bilgilere göre Opera yalan oldu. Haggard konserine gidiyoruz. Adamlar o kadar ülkemize gelmiş, bir de ücretsiz konser. Daha ne olsun lan. Bu fırsat kaçar mı? Opera biletlerim yanacak ama napalım. Kaç kere Haggard'ı görme fırsatımız olacak sorarım size!

Opera

İyice sanatsal bişi oldum haa. Cumartesi Tannhauser diye bir temsile gideceğim. Herkes opera sıkıcıdır baleye benzemez diyo. Bakalım ne çıkacak. Daha doğru dürüst ders de çalışmaya başlamadım. Bu yıl finaller çok kötü; bi gün de 2 tane sözlü sınavım var. Bir de ödevler çıktı. 3'üncü sınıfı hiç sevmedim. Hep ödev, hep quiz, adamlar Ankarayı terk etmemize fırsat vermiyorlar. Şaka maka bi dönem daha bitti. Finallerde azıcık şans azıcık çalışmayla hiç ders bırakmazsam iyi. Çok mu şey istiyorum ya?:)

13 Mayıs 2011 Cuma

Bİ Parça Almaz mısın?

Biraz kilo mu aldım ne? Görgü tanıkları öyle diyorlar. E ne de olsa adamlar görgülü tanıklar. Yalan söyleyecek halleri yok ya. Görgü tanığı olmak da zor. Küfür de edemiyordur onlar şimdi. İçlerinde biriktire biriktire kendi şişmanlığını benim gibilere iteliyorlar. Bunlara kanmamak lazım. Dolandırıcı hepsi. Görgüsüz tanık bunlar.

Az önce ailecek kumar oynadık. Zevkliydi yendik dedemle, annem ve babamı. Aile kumarı biz de aile saadeti gibi bir şey. Bizim eve gelen hiç bir akraba bir el kağıt oynamadan gitmez. Yetkililere duyuruyorum yasadışı kumar, içki, karı/kız hepsi bizde.

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Tv Serileri.

 Dün yine bir dizi keşfettim. Gerçi çıkalı bir iki ay olmuş. Öncelikle diziyi çok beğendiğimi söylemeliyim. Tam benim istediğim türden. Dizinin en önemli karakteri Merlin bence. Çok karizmatik ve gizemli bir karakter olmuş. Klasik büyücü yaşlı Merlini görmek içimizi karartıyordu cidden. Böyle bi büyücü lazım her eve.
 Diğer bi karakter de Morgan tabiki. Kötü kız kardeş rolünde. O da çok yakışmış diziye.
 Hayal kırıklığım Arthur da. Çok silik bi karakter yapmışlar. Çocuk gibi. Daha ihtişamlı birini beklerdim. Ayrıca Rome daki James Purefoy'a da çok şaşırdığımı söylemeliyim. Bu kadar çabuk diziyi terk etmesini istemezdim. Uther'ı da iyi yapmışlar. Ben ilerde flashback tarzı şeyler bekliyorum. Onu daha fazla anlatmalılar bence.
Finallere kadar dizi izlemeye karar verdim. Game of Thrones da takip ettiğim bi başka dizi.



Ondan da bahsedeyim biraz. Sean Penn'i zaten sevmiyeniniz yoktur diye umuyorum. Adamın eline kılıç yakışıyor resmen. Her bölümü cidden film gibi. Bölüm finalleri resmen kan donduran cinsten. Tavsiye için gerekirse şiddete de başvurabilirim. İzleyin!

Aranız da bir de Rome izlemeyen varsa "intihar" yazıp 5522'ye yollasın, biz gelip onu alıcaz.

8 Mayıs 2011 Pazar

Günaydın.

Güne güzel bir müzikle başlamak lazım. Kahvaltının tuzu biberi olur müzik. Bu konu hakkında epey güzel şeyler yazan mihmandar dostum geldi aklıma.
Kayıp Öyküler: Bugünkü kahvaltı mönüm Blues üzerine serpiştirilmi...: "Müzik ruhun gıdasıdır lan. Hangi tür müzik hangi gıda peki? O ne demek demeyin! İddia ediyorum! Her tür ayrı birer gıdadır. Buna itiraz eden..."
Bi göz atın derim.

7 Mayıs 2011 Cumartesi

Pencere..



Eskiden çok sevdiğim. Diğer anneme gelsin bu vidyo. Merve umarım sesimi duyarsın. Her ne kadar arayıp sormasan da sen de benim annem oldun bi ara. İyi ki varsın.

Öpeyim Anam.

Aslında sevmem böyle günleri. Çok yapmacık bi kere abi. Anneler günüymüş.. Neyse ama ben ne kadar bunları desem de anne bir şeyler bekliyo ama. En sevdiği çikolatayı aldım (dido) bir de yanağına 2 öpücük kondurdum. Eh hafız daha ne olsun. Ben hatırlamıyorum ama ben çok düşkünmüşüm küçükken anneme. Çok öpermişim onu, hala der durur bunu arada. Teyzelerimden duyduğuma göre bildiğin ana kuzusuymuşum. Her annenin istediği türden bir şey yani. Büyüyünce ne tatlılık kalıyo ne bişe tabi. Severim annemi. İyi ki varsın anam.

Alkolük.

Dün gece içtik, eğlendik, güldük. Geniş bakarsan iyiydi. Ama bazı olaylar oldu. Zek bi arkadaşını getirdi; Turuğsan. İsme bak. Neyse iyi çocuktu başlarda güzel eğlendik. Bu devirmeye başladı baya bi. Ben 2 bira, 2 tekila shotda durdum. Biraz da Duygunun değişik kokteyllerinden içtim işte o kadar. Her neyse bu öküz içti içti durmadan, çıkışta bide hesap ödedi biraz tuzlu oldu ona ama ne bekliyordu ki. Bu homurdanmaya başladı bir de çok para ödedim falan diye. Kızılaya inelim dediler, Pasaj diye bi yer varmış ona gittik. Kapıdaki adamla tartıştık girmedik. Duyguyla o Turuğsan olucak şahıs iyice kendinden geçti. Abi bir şey diyeyim. Tanımadığın insanla içmeyeceksin. Zek'in en yakın arkadaşıymış diye samimiydik ama gel gör sarhoş olduğunda yaptıklarına. Biz bunu kolundan tutarken tokadı bastı bana. Şimdi biz de sarhoş olduk. Biz de kendimizden geçtik. İsteyerek yapıyor bu hareketleri. Sarhoşluk diye bi bahane mi olur tokat atmak için? Ne yapayım ki şimdi. Herif vurmuş tokadı mal mal sırıtıyo. Zek'in en yakın arkadaşı sonuçta. Anlatmak istediğim bir şey yapılmaz ki o hareketten sonra. İlk kez bir sarhoş derdim oldu. Bana kalsa 5 dakka durmam yanında bırakır giderdim. Zek yine iyi sabırlıydı. Bunlar adam değil hafız. Bunlar her gün yolda görüp arkasından sövdüğümüz adamlar. Onların hareketleri.

Alkolün arkasına sığınılmaz hafız. Alkolü arkasına sığınıp bir şeyler yapmaya çalışan insan kişiliksizdir. Ya cesur ol ne yapacaksan yap, ya da siktir olup git. Sizce bütün mesele bu mu?

Aman diyim bana güvenip de sarhoş olmayın bırakıp giderim, hiç uğraşmam. Dilanı özledim. Geceki olaylardan sonra daha bi özledim. Herkesle arkadaş olunmuyo abi, ne kadar kafa olursa olsun. Sadece muhabbetle olacak şey değil.

Bu şarkı size gelsin.


6 Mayıs 2011 Cuma

Let me go.

Bugün eğlenme zamanıdır arkadaşlar. Gizem'in attığı müzikler sayesinde keyfimde yerinde. Bir de kredi paraları yatıyor bugün. Oh oh oh tadından yenmez. Dün gece 2 kokorece 17 lira baymasaydım daha bi keyifli olurdum belki. Ama olsun ya kokoreç de güzeldi hani. Akşam 8 gibi çıkarız herhalde. Bugün beni beklemeyin. Zek arabayla gelmezse eğer ne diye geleyim bu nalet bilgisayarın başına.

Unutma! Unutturma!


6 mayıs.
Bu bile yetiyor. Kelimeler kifayetsiz. Hepsi bizim yaşımızdaydı. Düşünsene. Birkaç saat sonra seni bir ip ve bir tabure beklediğini. Bu rağmen boyun eğmediler. Buna rağmen vazgeçmediler. Ne olursa olsun asla unutma, unutturma!

5 Mayıs 2011 Perşembe

Midem de Midem

Şimdi şöyle oluyor. Midemi çok severim ben. İnanıyorum ki o da beni seviyor. Gerçi arada yemek seçer, gaz çıkarır ama yine de vazgeçemem ben ondan. Parasız kaldığımda da yanımdadır haa. Yalnız bırakmaz beni öyle kolay kolay. Esaslı organdır benim midem. Ama bu aralar biraz aramız bozuk. Göbek yaptı birazcık. Mecbur yemeğinden kesmek zorunda kaldım.Çok mu şımartıyorum ki acaba?

Alakasız ama bugün son vizeme giricem. Çalıştım da. Birazcık zor bi sınav. Yapabilir miyim bilmiyorum. Yinede son olması yüzümü güldürmeye yetiyor. Bu anlamsız konuşmayı niye mi yaptım. Çünkü uykusuzum, açım ve stresliyim. Üzerime gelmeyin ısırabilirim. Merak etmeyin ama aşılarım tam.

4 Mayıs 2011 Çarşamba

What The Fuck İs AŞK?

Sana bir şey diyeyim mi hafız. Aşk zor iş ulan. Sana tavsiyem hiç bulaşma. Kenarından köşesinden dön derhal. Aşk yok diyenler de var. Durun size benim fikrimi söyleyeyim o zaman.
Bilmem bilir misiniz. Bazı hayvanlarda değişik hormonlar var. Bunlar kendisini değilde etrafındakini etkileyen hormonlar. Feromon deniyor bunlara. İşte bence aşk bir feromon abi. Kimyasal bir olay yani. Öyle herkes de olmaz bu feromonlar. Etkileyeceği kişiyi seçer bir de. Aşk böyle bir şey. Sen kendin aşık oldun sanırsın. Kendini aşık sanırsın. Ama öyle olmaz olay. Aşk 2 bedenin birbirini bulmasıdır. Sen aslında hiç bir şey yapmazsın. Feromonlar anlaşır kendi aralarında. Beyin de kabul eder. İşte budur aşk. Zordur ama böyle anlattığıma bakma. Feromonlar da öyle kolay anlaşan şeyler değildir.
Ama şöyle de bir şey var ki, ilk görüşte aşk diye bir şey yok hafız. İlk görüşte aşk abazalar içindir. Kız, erkek olsun farketmez. Güzelliğe tutulursun bir kere. İlk görüşte beyninle düşünmezsin. Ya şöyle olur; cinsel organın yardımcı olur karşındakini seçmende, ya da çevrendeki insanlar tarafından sana enjekte edilmiş-zorunda bırakılmış- düşüncelerle güzel bir kız olmalı dersin. Hayır zaten sonra sen de anlarsın bu işin güzellikle olmayacağını. Git de çirkini bul demiyorum tabi. Güzellere de aşık olunur ama sırf güzellikleri için değil, tanıdıkça, feromonlar anlaşırsa olur.
Feromon dedim ya. Duyanda böyle bir bilen sanacak beni. Bir cahilin sözleri bunlar. Aman diyeyim sonra benim sözlerime kanıp da kapımı çalmayın.

Bir de bir şey daha diyeyim. Diyelim ki bir kere aşık oldun. Tamam ulan dedin. Elini kolunu çektin artık bu işlerden. Bazen böyle de olmuyor işte. Aşk 1 kere olunacak diye bir durum yok. Değişken bir şey bu. Kimisi var 1 kere sever ona yeter bi ömür, kimisi var aşık olmaya doyamaz daldan dala atlar. Bu abazalık değil. Tabi eğer gerçek aşksa onun ki. Aşkında seviyeleri olmalı bence. 3'den aşağı olursa kanmamalı. 3'den yukarı olursa yabana atmamalı. Aşk zor iş. Bunları okuduysan eğer, hiç bulaşmayacaksın.

Bu şarkı hepimize gelsin.

1 Mayıs 2011 Pazar

Veteriner Hekimliğe Dair

30 Nisan Dünya Veteriner Hekimler Günüymüş.(Kime göre?) Şimdi ne hoş etmişler bize bir gün bahşetmişler, diyemeyeceğim maalesef. Ben böyle "Dünya Günleri"ne kıl oluyorum. Ne yapalım yani? Elimize bi koyun alıp sokaklara mı dökülelim veteriner gününde? Bazılarına böyle önemseniyormuş gibi gelebilir. Gurur okşayabilir bu "Gün". Ama bana gelmiyor. Sevmem ben öyle kimilerinin bazı günleri seçerek, bizi kutlamaya mecbur bırakmasını. Ben bu "Gün" kutlanmasa da hekimim. Beni bağlamaz diyor ve son noktayı koyveriyorum.

Home Sweet Home

Fark ettiniz mi bilmem. 2 gündür yokum buralarda. Bi arayıp soranınız yok ulan. İnsan bi sorar bu adam nerde, bu adama noldu diye. Ama nerdeee..
-Burda yalnızız hafız.
-Çok doğru dedin be!

Dün Notre Dame'ın Kamburu bale gösterisine gittim. İlk defa bir bale temsiline gittim. Temsilden bahsetmeden önce şunu söyliyeyim opera sahnesi mükemmel. Orda bildiğin kendini bir şey sanıyorsun. Kıç kalkıyor yani hafiften. Vestiyere ceketimi verdim, sanırsın ki uzaya giden ilk astronotum.(o derece.) Öğrencilik bitmeden, bütün öğrenci indirimli şeyleri kullanmaya karar verdim. Zamanım oldukça tiyatro, opera, ne olursa işte, hepsine gidicem. 6 liraya cidden çok para değil, çok keyif aldım. Sadece oyundan değil, orda olmak da büyük bir keyif.

Oyundan bahsedeyim biraz. Şimdi ilk kez baleye gitmiş biri olarak konuşuyorum. Bi boktan çaktığım yok yani. Dediklerimi ciddiye almayın. Oyun orkestrası süperdi. Harikaydı müzikler. Sonra dekorlar olağanüstüydü-hayatımda ilk defa "olağanüstü" dedim-. Oyunu beğendim biraz değiştirmişler sonunu ama güzeldi. Gel gelelim bu baletlere. Adamlara saygım var ne hareketler yapıyorlar, tebrik ederim. Ama abi adamlar tayt da değil, bildiğin külotlu çorap giymişler, üstüne üstlük altlarında iç çamaşırı yok. Ben hayatımda bu kadar erkek kıçı görmedim.
-Allah göstermesin.
-Amen.
Oturdun adamların kıçlarına mı baktın diceksin. Haklısın da çok göz alıyolardı be hafız. Gluteus maximus tüm detaylarıyla belliydi yani. Neyse ki ön taraflarına bir şeyler koymuşlardı da kabuslar görmedik.

Bu sınav arası çok iyi geldi. Benimki de gelmişti. Görüştük. Eğlendik. Güzeldi. Şimdi kalkıp tekrar ders çalışmaya hiç hazır değilim. Hem de hiç.