Viyana havaalanında indikten sonra ne yaptığımı düşünmeye başlamıştım. "Nerden esti böyle bir macera? Gerçekten güzel olacağını düşünüyor muydum?" Bu sorularla uğraşmaya çalışırken havaalanından çıkmayı başardım. Daha sonra çıkıştaki taksicileri gördüm sanki uçak tekrar istanbul'a inmiş gibiydi. Herkes türkçe konuşuyor, türkçe küfürler havada uçuşuyordu. Şaşkınlıktan kafayı bulmak üzereyken Budapeşte otobüsünü gördüm. Koşa koşa yoluma devam edip otobüse binmeyi başardım.
Otobüste 2 saatlik yolculuktan sonra yakınlarımda oturan bi çocuğa Budapeşteye ne kadar yolumuz kaldığını sordum. Daha sonra kalan 2 saat boyunca konuştuk. Adı Mena olan bu çocuk gerçekten çok iyiydi. Kendisi Viyana'da turizm okuyan fakat okuduğu bölümde yeterince para olmadığının farkına varınca kendine başka bir iş bulan sanki tipik bi türk öğrencisiydi. Şuanki işini söylemeden edemicem yatalak,yada mental yönden rahatsız olan insanları tekerlekli sandalyeyle gezdirmek. 2 saat boyunca pek çok şeyden konuştuk. Budapeşteye vardığımızda yolun yarısını beraber gittikten sonra oturup yemeğimizi yedik daha sonra ayrıldık. Umarım dönüş yolunda tekrar iletişime geçeriz.
Ondan ayrıldıktan sonra internetten indirdiğim yol haritasıyla başbaşa kaldım. Yerel halk ingilizce konusunda çok yetersiz olduğundan yolu bulmakta gerçekten çok zorlandım. Çantalarda tekerlekli olmadığından çok zorluk çektiğimi söylemeliyim.
Yurdu bulduktan sonra cam bir odada duran yaşlı yurt amcasıyla anlaşmaya çalıştım. Yaklaşık 40 dk falan sürmüştü. Ve o aralar gerçekten pişman gibiydim geldiğime. Amcanın cam bölmesinin osuruk kokması iyice bunaltmıştı beni. 40 dk sonra odaya doğru gidiyorduk beraber odanın kapısını açan çocuğun kolundaki "K. Atatürk" dövmesini görünce rahatladım. Bir duş alıp rahatladıktan sonra dışarı gideceklerini söylediler. Yaklaşık 10 kişilik bir gruptu. Yorgun olduğumu sanıyordum ama ilk günden tek takılan, soğuk çocuk olmakta istemiyordum. Tekliflerini kabul ettim ve Budapeşte sokaklarını arşınlamaya başladık hepberaber.
2 türk vardı benden başka, bunlardan biri o kapıyı açan oda arkadaşım Uğur, diğeriyse onunla birlikte gelen ve aynı okuldan arkadaşı olan Güneş'ti. Uzun bir kararsızlık sonunda gittiğimiz mekanın giriş fiyatının çok olması nedeniyle resmen Budapeşte sokaklarını ilk günden bitirmiştim.
Uzun bir arayıştan sonra saat 1 civarında bir mekana gitmiştik.İlk biramı yaklaşık 1 dakikada kafaya diktikten sonra kendime gelmiştim. Teras diye bir yere gelmiştik ve terasta biraz oturduktan sonra 1 kat altındaki disko bölümüne gitmiştik. Ve hayatımdaki ilk disko dansımı yaptıktan sonra "tamam" dedim bunu da yaptınya helal.
Gece 2 buçuk civarında başka bi yere gidelim diye çıktık ordan. Fakat yorgundum yatmak isityordum allahtan benim gibi olan birileri daha varmışki o saatte tek başıma yurdun yolunu bulmam imkansızdı. 3 kişi döndük tekrar yurda.
Mekandan çıktığımızda kapıda karşılaştığımız alman çocuğu unutmak imkansız. Anlattığı kadarıyla -kendisi çakır keyif buarada- terastaki korkuluklara çıkıp dans etmeye çalışınca oradaki görevliler de aşşa düşme olasılığını göze alamayıp bunu dışarı atmışlar. Yaklaşık 1 saat kapıdakilere iyi olduğunu anlatmış fakat onlar içeri almayacakları konusunda ısrarlılarmış. İçerdeki arkadaşlarını bırakıp gidemediği için kapıda bizimle dert yandı yavrucak.Son bir içeri girme çabasıyla kapıya yöneldi ve geri tepince bizim grupla beraber diğer mekana gitti sanırsam.
Yurda gelince buraya vardığımı haber vermek için internete girme çabalarım gerçekleşmeyince kıçımı dönüp yattım direk.
Sabah uyanıp okul yoluna düştüm. Okulu çok rahat buldum fakat benden sorumlu olan hocanın adını bilmediğimden onu bulmakta biraz zorlandım. Daha sonra yaklaşık 2 saatimi onun yanında klinikte geçirdikten sonra açlığımı hissedip çıkıp gitme kararı aldım. Yolda yurda yakın bir markette umutsuzca alışveriş yapmaya çalıştım. Saolsun ingilizce bilmese de derdimi anlayıp bir görevli yetişti imdatıma. Marketten 2 litre kola, bir nutella, krempeynir ve sanaekmeküstü kıvamında bir yağ aldıktan sonra yoluma devam ettim.
Yurda geldiğimde açlığımı unutup yatağa attım kendimi yaklaşık 3 saat uyuduktan sonra uyandım yeni insanlarla tanıştım. Hala açlık hissetmezken artık bişeyler yemek zorunda olduğumu anladım ve ekmekarası yağlı peynirimle kolamı yudumlamaya başladım. Galiba şimdilik bütün olan biten bu kadar. Bugün dışarı çıkacağımı pek sanmıyorum burda durup film izleme düşüncelerim var ama bakalım. Erasmustan sevgiler.
Dipnot: Şimdiye kadar yazdığım en uzun not olduğunun ben de farkındayım, koltuklarım kabarmadı değil hani. Resimler de eklemek isterdim ama daha resim çekme safhasına gelmedim sanırım şimdilik sadece gözlemliyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yap abi,yorum yap yani. Seni de dinleyelim, sen de konuş. Hem ne demişler insanlar konuşa konuşa..