Yepyeni bir ben. Merhaba herkese. Bugün ve özellikle bugün bişeyleri değiştirmeye karar verdim. Blogda değiştir tekrar garibim olan hep ona oluyo. Bu tarz kişilik değişikliklerinden sonra hep hıncımı blogdan çıkarıyorum, farkındayım. Artık burda fazla gözükmeyecem. Biraz daha eskiye, kitap, resim, çalgı gibi hobiler edinmeye çalışacam. İnanın bana "Zor değil". Zaten geçenlerde öğrendiğim çok güzel bir sözü paylaşayım burda.
"Yaşamını aydınlatacak bi ilişki aramak, evini aydınlatacak ışığın düğmesini dışarda aramaya benzer." B.Ç.
Gerçekten çok etkilendiğim güzel bir söz. Neyse zaten öylesine bi uğrayım demiştim, yavaştan kaçayım ben. Esen kalın.
Bana Dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bana Dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Ekim 2013 Cumartesi
19 Temmuz 2013 Cuma
Ve Yaz Gelir
Resimdeki gibi geldi yine.. Hiç bi yaz geçenki gibi (erasmus) olamayacağı için hüzünleniyor insan. Boşuna kafamıza güneş geçiyor. Deniz gördüğümüz de yok. EE ne bok yemeye geliyo o zaman bu a..ına koduğum.
-Abi noluyo hayırdır böyle küfürler falan?!
-Hep tweeterdan işte dayı..
Neyse (Ekskuze miya) fransızcamı da konuşturdum. Meraba de bakalım abilere/ablalara?
-...
-O konuya daha gelmemişse demekki ablası/abisi.
Fransızca dedikde italyanca öğrenme gayretlerim tam gaz sürmese de bi şekilde ite kalka yol alıyo gibi. Seneye her cebimden bir dil çıkarcam sizlere.
-Abi noluyo hayırdır böyle küfürler falan?!
-Hep tweeterdan işte dayı..
Neyse (Ekskuze miya) fransızcamı da konuşturdum. Meraba de bakalım abilere/ablalara?
-...
-O konuya daha gelmemişse demekki ablası/abisi.
Fransızca dedikde italyanca öğrenme gayretlerim tam gaz sürmese de bi şekilde ite kalka yol alıyo gibi. Seneye her cebimden bir dil çıkarcam sizlere.
28 Kasım 2012 Çarşamba
Daldan Bala
-Atlayasım var duvardan. Durmadan koşasım var sokaklarda. Gözlerle çok konuştuk o güzel sesini duyasıım var boş odalarda.

Aşk dedikleri böyle birşey olsa gerek. Yerde bulduysan benimdir, Mağazada gördüysen benimdir. Otobüste gördüysen pekala benimdir. Akrep diye boşuna dememişler. Aşk hep benimdir. Boşuna çapkın dememişler. Aşk durmaz bedende, akar durmaz. Amma çok şey demişler. Hep beni konuşup durmuşlar bu münafıklar. Her neyse aşk diyorduk, aşk her gün derse gitmektir. Aşk her an (olmasa da) onu düşünmektir. İnançtır aşk. Beklemektir durmadan. Bu dünyaya rengini veren şeydir aşk. Olmazsa olmazdır. O kadar gaza geldim ki "DAĞDA GEZEN YABAN GEYİĞİDİR AŞK" diyesim var.
Aman işte bu kadar çok şey dedik de. Bu güzellikleri tabi. Bağlılıktır aşk. Sadakattir. Sadece "O"dur aşk. Ama hayat uzun. Aşk değişir. Aşk kırılır. Aşk biter de bazen. Yeni aşlar başlar o zaman. Başlamalı.
Always should, shine bright like a diamond.

Aşk dedikleri böyle birşey olsa gerek. Yerde bulduysan benimdir, Mağazada gördüysen benimdir. Otobüste gördüysen pekala benimdir. Akrep diye boşuna dememişler. Aşk hep benimdir. Boşuna çapkın dememişler. Aşk durmaz bedende, akar durmaz. Amma çok şey demişler. Hep beni konuşup durmuşlar bu münafıklar. Her neyse aşk diyorduk, aşk her gün derse gitmektir. Aşk her an (olmasa da) onu düşünmektir. İnançtır aşk. Beklemektir durmadan. Bu dünyaya rengini veren şeydir aşk. Olmazsa olmazdır. O kadar gaza geldim ki "DAĞDA GEZEN YABAN GEYİĞİDİR AŞK" diyesim var.
Aman işte bu kadar çok şey dedik de. Bu güzellikleri tabi. Bağlılıktır aşk. Sadakattir. Sadece "O"dur aşk. Ama hayat uzun. Aşk değişir. Aşk kırılır. Aşk biter de bazen. Yeni aşlar başlar o zaman. Başlamalı.
Always should, shine bright like a diamond.
21 Kasım 2012 Çarşamba
Eyy küllüğüm.
Ne zamandır üstüne bi sigara koymuyordum. Hayat ara vermiyor ama. Sorsan yine çok mu meşguldüm, tabiki hayır ama üşengeçlik zor iş. Çok yazasım var. Aklım karman çorman. Ama o kadar karışıkki tek cümleyi bile çekip alamıyorum ordan. Bugünlük bi giriş yapalım. Seni unutmadım. Uzun zamandan sonra ilk sigarayı yaktık işte beraber. Halimiz duman.
Ne zamandır üstüne bi sigara koymuyordum. Hayat ara vermiyor ama. Sorsan yine çok mu meşguldüm, tabiki hayır ama üşengeçlik zor iş. Çok yazasım var. Aklım karman çorman. Ama o kadar karışıkki tek cümleyi bile çekip alamıyorum ordan. Bugünlük bi giriş yapalım. Seni unutmadım. Uzun zamandan sonra ilk sigarayı yaktık işte beraber. Halimiz duman.
29 Haziran 2012 Cuma
Erasmusa Başlarken
Viyana havaalanında indikten sonra ne yaptığımı düşünmeye başlamıştım. "Nerden esti böyle bir macera? Gerçekten güzel olacağını düşünüyor muydum?" Bu sorularla uğraşmaya çalışırken havaalanından çıkmayı başardım. Daha sonra çıkıştaki taksicileri gördüm sanki uçak tekrar istanbul'a inmiş gibiydi. Herkes türkçe konuşuyor, türkçe küfürler havada uçuşuyordu. Şaşkınlıktan kafayı bulmak üzereyken Budapeşte otobüsünü gördüm. Koşa koşa yoluma devam edip otobüse binmeyi başardım.
Otobüste 2 saatlik yolculuktan sonra yakınlarımda oturan bi çocuğa Budapeşteye ne kadar yolumuz kaldığını sordum. Daha sonra kalan 2 saat boyunca konuştuk. Adı Mena olan bu çocuk gerçekten çok iyiydi. Kendisi Viyana'da turizm okuyan fakat okuduğu bölümde yeterince para olmadığının farkına varınca kendine başka bir iş bulan sanki tipik bi türk öğrencisiydi. Şuanki işini söylemeden edemicem yatalak,yada mental yönden rahatsız olan insanları tekerlekli sandalyeyle gezdirmek. 2 saat boyunca pek çok şeyden konuştuk. Budapeşteye vardığımızda yolun yarısını beraber gittikten sonra oturup yemeğimizi yedik daha sonra ayrıldık. Umarım dönüş yolunda tekrar iletişime geçeriz.
Ondan ayrıldıktan sonra internetten indirdiğim yol haritasıyla başbaşa kaldım. Yerel halk ingilizce konusunda çok yetersiz olduğundan yolu bulmakta gerçekten çok zorlandım. Çantalarda tekerlekli olmadığından çok zorluk çektiğimi söylemeliyim.
Yurdu bulduktan sonra cam bir odada duran yaşlı yurt amcasıyla anlaşmaya çalıştım. Yaklaşık 40 dk falan sürmüştü. Ve o aralar gerçekten pişman gibiydim geldiğime. Amcanın cam bölmesinin osuruk kokması iyice bunaltmıştı beni. 40 dk sonra odaya doğru gidiyorduk beraber odanın kapısını açan çocuğun kolundaki "K. Atatürk" dövmesini görünce rahatladım. Bir duş alıp rahatladıktan sonra dışarı gideceklerini söylediler. Yaklaşık 10 kişilik bir gruptu. Yorgun olduğumu sanıyordum ama ilk günden tek takılan, soğuk çocuk olmakta istemiyordum. Tekliflerini kabul ettim ve Budapeşte sokaklarını arşınlamaya başladık hepberaber.
2 türk vardı benden başka, bunlardan biri o kapıyı açan oda arkadaşım Uğur, diğeriyse onunla birlikte gelen ve aynı okuldan arkadaşı olan Güneş'ti. Uzun bir kararsızlık sonunda gittiğimiz mekanın giriş fiyatının çok olması nedeniyle resmen Budapeşte sokaklarını ilk günden bitirmiştim.
Uzun bir arayıştan sonra saat 1 civarında bir mekana gitmiştik.İlk biramı yaklaşık 1 dakikada kafaya diktikten sonra kendime gelmiştim. Teras diye bir yere gelmiştik ve terasta biraz oturduktan sonra 1 kat altındaki disko bölümüne gitmiştik. Ve hayatımdaki ilk disko dansımı yaptıktan sonra "tamam" dedim bunu da yaptınya helal.
Gece 2 buçuk civarında başka bi yere gidelim diye çıktık ordan. Fakat yorgundum yatmak isityordum allahtan benim gibi olan birileri daha varmışki o saatte tek başıma yurdun yolunu bulmam imkansızdı. 3 kişi döndük tekrar yurda.
Mekandan çıktığımızda kapıda karşılaştığımız alman çocuğu unutmak imkansız. Anlattığı kadarıyla -kendisi çakır keyif buarada- terastaki korkuluklara çıkıp dans etmeye çalışınca oradaki görevliler de aşşa düşme olasılığını göze alamayıp bunu dışarı atmışlar. Yaklaşık 1 saat kapıdakilere iyi olduğunu anlatmış fakat onlar içeri almayacakları konusunda ısrarlılarmış. İçerdeki arkadaşlarını bırakıp gidemediği için kapıda bizimle dert yandı yavrucak.Son bir içeri girme çabasıyla kapıya yöneldi ve geri tepince bizim grupla beraber diğer mekana gitti sanırsam.
Yurda gelince buraya vardığımı haber vermek için internete girme çabalarım gerçekleşmeyince kıçımı dönüp yattım direk.
Sabah uyanıp okul yoluna düştüm. Okulu çok rahat buldum fakat benden sorumlu olan hocanın adını bilmediğimden onu bulmakta biraz zorlandım. Daha sonra yaklaşık 2 saatimi onun yanında klinikte geçirdikten sonra açlığımı hissedip çıkıp gitme kararı aldım. Yolda yurda yakın bir markette umutsuzca alışveriş yapmaya çalıştım. Saolsun ingilizce bilmese de derdimi anlayıp bir görevli yetişti imdatıma. Marketten 2 litre kola, bir nutella, krempeynir ve sanaekmeküstü kıvamında bir yağ aldıktan sonra yoluma devam ettim.
Yurda geldiğimde açlığımı unutup yatağa attım kendimi yaklaşık 3 saat uyuduktan sonra uyandım yeni insanlarla tanıştım. Hala açlık hissetmezken artık bişeyler yemek zorunda olduğumu anladım ve ekmekarası yağlı peynirimle kolamı yudumlamaya başladım. Galiba şimdilik bütün olan biten bu kadar. Bugün dışarı çıkacağımı pek sanmıyorum burda durup film izleme düşüncelerim var ama bakalım. Erasmustan sevgiler.
Dipnot: Şimdiye kadar yazdığım en uzun not olduğunun ben de farkındayım, koltuklarım kabarmadı değil hani. Resimler de eklemek isterdim ama daha resim çekme safhasına gelmedim sanırım şimdilik sadece gözlemliyorum.
Otobüste 2 saatlik yolculuktan sonra yakınlarımda oturan bi çocuğa Budapeşteye ne kadar yolumuz kaldığını sordum. Daha sonra kalan 2 saat boyunca konuştuk. Adı Mena olan bu çocuk gerçekten çok iyiydi. Kendisi Viyana'da turizm okuyan fakat okuduğu bölümde yeterince para olmadığının farkına varınca kendine başka bir iş bulan sanki tipik bi türk öğrencisiydi. Şuanki işini söylemeden edemicem yatalak,yada mental yönden rahatsız olan insanları tekerlekli sandalyeyle gezdirmek. 2 saat boyunca pek çok şeyden konuştuk. Budapeşteye vardığımızda yolun yarısını beraber gittikten sonra oturup yemeğimizi yedik daha sonra ayrıldık. Umarım dönüş yolunda tekrar iletişime geçeriz.
Ondan ayrıldıktan sonra internetten indirdiğim yol haritasıyla başbaşa kaldım. Yerel halk ingilizce konusunda çok yetersiz olduğundan yolu bulmakta gerçekten çok zorlandım. Çantalarda tekerlekli olmadığından çok zorluk çektiğimi söylemeliyim.
Yurdu bulduktan sonra cam bir odada duran yaşlı yurt amcasıyla anlaşmaya çalıştım. Yaklaşık 40 dk falan sürmüştü. Ve o aralar gerçekten pişman gibiydim geldiğime. Amcanın cam bölmesinin osuruk kokması iyice bunaltmıştı beni. 40 dk sonra odaya doğru gidiyorduk beraber odanın kapısını açan çocuğun kolundaki "K. Atatürk" dövmesini görünce rahatladım. Bir duş alıp rahatladıktan sonra dışarı gideceklerini söylediler. Yaklaşık 10 kişilik bir gruptu. Yorgun olduğumu sanıyordum ama ilk günden tek takılan, soğuk çocuk olmakta istemiyordum. Tekliflerini kabul ettim ve Budapeşte sokaklarını arşınlamaya başladık hepberaber.
2 türk vardı benden başka, bunlardan biri o kapıyı açan oda arkadaşım Uğur, diğeriyse onunla birlikte gelen ve aynı okuldan arkadaşı olan Güneş'ti. Uzun bir kararsızlık sonunda gittiğimiz mekanın giriş fiyatının çok olması nedeniyle resmen Budapeşte sokaklarını ilk günden bitirmiştim.
Uzun bir arayıştan sonra saat 1 civarında bir mekana gitmiştik.İlk biramı yaklaşık 1 dakikada kafaya diktikten sonra kendime gelmiştim. Teras diye bir yere gelmiştik ve terasta biraz oturduktan sonra 1 kat altındaki disko bölümüne gitmiştik. Ve hayatımdaki ilk disko dansımı yaptıktan sonra "tamam" dedim bunu da yaptınya helal.
Gece 2 buçuk civarında başka bi yere gidelim diye çıktık ordan. Fakat yorgundum yatmak isityordum allahtan benim gibi olan birileri daha varmışki o saatte tek başıma yurdun yolunu bulmam imkansızdı. 3 kişi döndük tekrar yurda.
Mekandan çıktığımızda kapıda karşılaştığımız alman çocuğu unutmak imkansız. Anlattığı kadarıyla -kendisi çakır keyif buarada- terastaki korkuluklara çıkıp dans etmeye çalışınca oradaki görevliler de aşşa düşme olasılığını göze alamayıp bunu dışarı atmışlar. Yaklaşık 1 saat kapıdakilere iyi olduğunu anlatmış fakat onlar içeri almayacakları konusunda ısrarlılarmış. İçerdeki arkadaşlarını bırakıp gidemediği için kapıda bizimle dert yandı yavrucak.Son bir içeri girme çabasıyla kapıya yöneldi ve geri tepince bizim grupla beraber diğer mekana gitti sanırsam.
Yurda gelince buraya vardığımı haber vermek için internete girme çabalarım gerçekleşmeyince kıçımı dönüp yattım direk.
Sabah uyanıp okul yoluna düştüm. Okulu çok rahat buldum fakat benden sorumlu olan hocanın adını bilmediğimden onu bulmakta biraz zorlandım. Daha sonra yaklaşık 2 saatimi onun yanında klinikte geçirdikten sonra açlığımı hissedip çıkıp gitme kararı aldım. Yolda yurda yakın bir markette umutsuzca alışveriş yapmaya çalıştım. Saolsun ingilizce bilmese de derdimi anlayıp bir görevli yetişti imdatıma. Marketten 2 litre kola, bir nutella, krempeynir ve sanaekmeküstü kıvamında bir yağ aldıktan sonra yoluma devam ettim.
Yurda geldiğimde açlığımı unutup yatağa attım kendimi yaklaşık 3 saat uyuduktan sonra uyandım yeni insanlarla tanıştım. Hala açlık hissetmezken artık bişeyler yemek zorunda olduğumu anladım ve ekmekarası yağlı peynirimle kolamı yudumlamaya başladım. Galiba şimdilik bütün olan biten bu kadar. Bugün dışarı çıkacağımı pek sanmıyorum burda durup film izleme düşüncelerim var ama bakalım. Erasmustan sevgiler.
Dipnot: Şimdiye kadar yazdığım en uzun not olduğunun ben de farkındayım, koltuklarım kabarmadı değil hani. Resimler de eklemek isterdim ama daha resim çekme safhasına gelmedim sanırım şimdilik sadece gözlemliyorum.
8 Mayıs 2012 Salı
Kanımın Kanı
Buarada kaldırmaya üşeniyorum ama yan taraftaki kitabı bitireli asırlar oldu nerdeyse. O bu blogun emekçi simgesi olsun o zaman demiyelim. Öğrenci adamız sonuçta ne emeğimiz var ki. Gerek yok böyle boş gösterilere. Damlaya bugünü bize hediye ettiği için teşekkür ediyorum. Şaka maka onunla da konuşamıyoruz ev arkadaşı deniz anası (Duygu) yüzünden özlemişim aslında eski geyiklerimizi. Neyse Duygu sanki çok umrumdaymış gibi yazıp durmuşum ona yazdığım satıra yazık diyorum ve ömrümün geri kalanında onunla karşılaşmamayı diliyorum. Hayat onsuz çok daha güzel inanın bana!
Pasaport işlemlerini geçiktirip duruyoruz ama bu gidişle sınav zamanına sıkıştırıcaz işlemleri, olan yine bize olacak. Güzelim vize notlarım etkilenmesin de başkada bişey istemem.
Pasaport işlemlerini geçiktirip duruyoruz ama bu gidişle sınav zamanına sıkıştırıcaz işlemleri, olan yine bize olacak. Güzelim vize notlarım etkilenmesin de başkada bişey istemem.
6 Mayıs 2012 Pazar
Uç Kuşum Uç.
Küllerinden doğmak derlerya hani anka kuşu için, ben de bokumdan doğdum tekrar mesela. Tabi bokun getirdiği bi takım etkiler olmadı değil. Artık 2 şişe parfüm 1 hafta bile götürmüyo beni.
Ben ki kendi bokunu bile temizlemeye üşenen adam kalkmış erasmusla staja gidiyorum yazın. Hemde Budapeşteye! Neyse bu kadar bok muhabbeti yeter. Kendi bloguna bile girmeye üşenen adamdan ne bekliceksin ki zaten.
Neyse umarım tekrardan düzenli yazmaya başlarım bu lanet şeyi. Cheers!
Ben ki kendi bokunu bile temizlemeye üşenen adam kalkmış erasmusla staja gidiyorum yazın. Hemde Budapeşteye! Neyse bu kadar bok muhabbeti yeter. Kendi bloguna bile girmeye üşenen adamdan ne bekliceksin ki zaten.
Neyse umarım tekrardan düzenli yazmaya başlarım bu lanet şeyi. Cheers!
23 Şubat 2012 Perşembe
Kan Revan İçindeyim
- Erasmus GNO notunun 2.20 ye yükselmesi beyin hücrelerimin intiharına neden oldu. Artık düşünen bi varlık değilim maalesef.
- EGO bandrolüyle yaşadığım sorun yüzünden zaten 3-5 kuruş olan paramdan oldum.
- Derslerin başlamasıyla okulu hiç özlemediğimin farkına vardım.
- Erasmus beni allak bullak etti resmen bu sefer kesin gözüyle bakıyordum çünkü.
- Erasmus o kadar fena vurdu ki içime resmen dersleri geçme, okulu bitirme gibi isteklerim kayboldu.
- Yetmez mi bu kadar? Kapkara oldu içim.
19 Şubat 2012 Pazar
Paloma Negra
Böyle olsaydı ya benim de sesim. Ayaklarımı uzatır yatardım o zaman bütün gün. Gerçi şuan ki halimden tek farkı bağırdığımda benim için ölenler olacağıdır. Okul başlasa da benim tatilim hala devam etmekte. Bu dönem dolu dolu dersler aldım 16 taneydi sanırım. Artık yavaş yavaş okulu bitiriyormuşum gibi geliyor. Napıcam ulan bitirince! Şu erasmus işi de olaydı tadından yenmezdi. Erasmusa gitmeden okulu bitirmeye hiç niyetim yok! Dikkat edin bu şarkı bağımlılık yapıyor!
23 Aralık 2011 Cuma
Devede Dudak
Yoğmuşum.Gittim yeni bi blog açtım gereksizce. Sanki buna çok sahip çıkıyorum, çok kafa yoruyomuşum gibi bi tane daha açtım. Çok sıkılıyorum halbuki bu nalet aletin başında durmaktan.
-Ne boş adam oldun sen.
-Çok hoşsun sen de.
Yarın sınav var yine. Ama test olunca çalışamıyorum. Genetik mi, sonradan mı kazanılmış bilmiyorum ama çalışamıyorum işte. Test olunca " amaaan yaparız ya. Hallederiz nolcak" diyorum fakat böle dedim diye 3 senedir İnkılap Tarihi dersini bi türlü veremedim. 4'üncü sınıfa geçmeye utanıyorum yemin ederim. Bu dönem verirsem kurbanda deveye giricem. Ne de olsa ben zaten yoğmuşum.
Liseye döndü hayatım tekrar. Mesaj hakkım olmadığı için çaldırıyorum sadece. Lisede öyleydikya hani. Seni düşünüyorum anlamında çaldırır dururduk karşı cinsi eve gidince. -hemcinslerimize ödemeli atardık genelde- Ah eski günler. Turkcell ilk 500 Sms yaptığında ne sevinmiştik. Nası harcayacağımızı bilememiştik resmen. Şimdi ise 5000 Sms bile yetmez oldu. O zamanın 500ü şimdi deve de dudak. Neyse uyku zamanı. Yarın erken kalkacaz. Elleri göreyim, ELLERİ?!
-Ne boş adam oldun sen.
-Çok hoşsun sen de.
Yarın sınav var yine. Ama test olunca çalışamıyorum. Genetik mi, sonradan mı kazanılmış bilmiyorum ama çalışamıyorum işte. Test olunca " amaaan yaparız ya. Hallederiz nolcak" diyorum fakat böle dedim diye 3 senedir İnkılap Tarihi dersini bi türlü veremedim. 4'üncü sınıfa geçmeye utanıyorum yemin ederim. Bu dönem verirsem kurbanda deveye giricem. Ne de olsa ben zaten yoğmuşum.
Liseye döndü hayatım tekrar. Mesaj hakkım olmadığı için çaldırıyorum sadece. Lisede öyleydikya hani. Seni düşünüyorum anlamında çaldırır dururduk karşı cinsi eve gidince. -hemcinslerimize ödemeli atardık genelde- Ah eski günler. Turkcell ilk 500 Sms yaptığında ne sevinmiştik. Nası harcayacağımızı bilememiştik resmen. Şimdi ise 5000 Sms bile yetmez oldu. O zamanın 500ü şimdi deve de dudak. Neyse uyku zamanı. Yarın erken kalkacaz. Elleri göreyim, ELLERİ?!
26 Kasım 2011 Cumartesi
Who Want Couples Coffee?
Bugün hiç yapmayacağım bir şey yaptım. Öğlen uykusuna daldım. Bu demek oluyor ki ben harbiden kötüyüm lan. Bu sabah bile sınavım vardı artı daha 5 tane kaldı. Bu okulun bitemeyeceğini hepimiz anladık sanıyorum ama bana bu yılı bitirmek bile zor geliyor hafız. Ki bu yılı bitirmekten kastım bu yılın derslerini geçmek de değil yani düşünün artık durum ne kadar vahim.
Pazartesi ki patolonin ve salı yem hijyeninin sonucunu şimdiden görür gibiyim aslında. Of çok çabuk tükendim.
Pazartesi ki patolonin ve salı yem hijyeninin sonucunu şimdiden görür gibiyim aslında. Of çok çabuk tükendim.
14 Kasım 2011 Pazartesi
Etkisiz
İşte not deyince canın probis çekerse sınavın da böyle boktan geçer. Pek iyi bir başlangıç yapamadık vizelerle. Yarınkinin daha boktan olması dileğiyle. Çalışmıyorum ulan! En sonunda Üzümle Eriğe vericem kendimi o olucak. -_-
13 Kasım 2011 Pazar
Probis
İnsanın "Not" diyince canı Probis çeker mi yahu? Çekiyor hafız resmen çekiyor. Öyle notla probisin özel bi anı yok hafızamda. Probisin zaten çekesi varmış, öyle ilk ağzımdan çıkana yapışmış diye düşünüyorum. Pekala bu kadar gırgır yeter. Çünkü artık ders zamanı geldi de geçiyorrr.
12 Kasım 2011 Cumartesi
İşte Geldim, Burdayım.
Çok boşladım burayı ya. Özlüyorum aslında yazmayı ama vakit olmuyor pek. Aslında vakitten ziyade üşüngeçlik desek daha doğru olur. Bak vizeler yaklaştı o zaman aklıma geliyor nedense, yazmak. Halbuki otur vizelerine çalış Eşekherif dimi. Ama nerdeee.. Yok hafız olmaz benden adam.-Piiiiii. Kaç yaşına geldin hala oyun, eğlence peşindesin. Zındık.
-Ya öle deme anne yaaa.
-Nıç, nıç, nıç..
Vizeler again.
Tarihi vize haftalarımız başlamak üzre. Artık ders notları yavaş yavaş alınırken, okulda ıssız bir hava hakim. Ders adaptasyonum yine gelicek gibi değil. Ve tüm bunların ötesinde winter is coming arkadaş.
30 Ağustos 2011 Salı
Sayfamız değişse de biz aynıyız.
Merhabalar efendim. Ne zamandır sustum sustum aha tam orama kadar geldi. Tatil bitti, interneti açtırdım, blogda da bir takım değişiklik yapayım dedim. Aklımda bi kaç bir şey var ama hemen söylemeyim yavaş yavaş, sindire sindire gidelim. O zaman siz söylemeden ben söyleyim hoş bulduk gençler.
"Biz de ankaralıyık, incesu çocuğuyuk olum biz. Şu tipe bak hele."
"Biz de ankaralıyık, incesu çocuğuyuk olum biz. Şu tipe bak hele."
12 Temmuz 2011 Salı
Unconnected.
Geçen hafta itibariyle ani değişen bir ruh halimde interneti kapayma gafletinde bulundum. Amelelik de bitti. Şuan uçsuz bucaksız bir boşluktayım. Film izlemekten kusucam artık. Eve gitmeye üşeniyorum. Hani yolda gördüğüm tanımadığım bir adam bile gel dese gidicem peşinden o derece. 24ünde köye yolculuk var. O zaman şuan tiksindiğim filmleri de özliyecem. Malüm bizim köyde elektrik yok.
Olsun arada teknolojiden uzak kalmakta yarar var yinede.
Unutmadım yani sizi hayali arkadaşlarım. Arada tuvalette falan aklıma geliyosunuz yine.
Bir sonraki buluşmamıza kadar hoşçakalın.
Olsun arada teknolojiden uzak kalmakta yarar var yinede.
Unutmadım yani sizi hayali arkadaşlarım. Arada tuvalette falan aklıma geliyosunuz yine.
Bir sonraki buluşmamıza kadar hoşçakalın.
21 Haziran 2011 Salı
Amele oldum ben.
Uzun bir iş arayışından sonra aradığım mesleğin amelelik olduğunun sonunda farkına vardım. Meğerse "Kafamda amelelik varmış" da haberim yokmuş. Yarına kadar çalışıyorum. Yarın gece de yolculuk var malum Manavgat'a. Paraları alıp kaçıcam.
24 Mayıs 2011 Salı
Before / After
Şenlikler bitmeseydi iyiydi. Ne güzel eğlendik bu yıl ya. Meğer ne aptalmışım hiç bi sene doğru dürüst gitmiyordum. Okul yılları çabuk geçiyor hafız değerini bilmek lazım. Şenlikten bi sonraki gün hiç çalışmadan girdiğim farma sınavına ne demeli. O, geceden kalma halim, şortum ve kalemsizliğimle girdim sınava. Yine de iyi geçti bea. Geçen dönem ki gazdan eser kalmadı yalnız. Çalışamıyorum artık. Sınav moduna giremedim bi türlü. 2 gün sonra pato var. Bugünden çalışmam gerek. Sizce çalışıyor muyum peki?
13 Mayıs 2011 Cuma
Bİ Parça Almaz mısın?
Biraz kilo mu aldım ne? Görgü tanıkları öyle diyorlar. E ne de olsa adamlar görgülü tanıklar. Yalan söyleyecek halleri yok ya. Görgü tanığı olmak da zor. Küfür de edemiyordur onlar şimdi. İçlerinde biriktire biriktire kendi şişmanlığını benim gibilere iteliyorlar. Bunlara kanmamak lazım. Dolandırıcı hepsi. Görgüsüz tanık bunlar.
Az önce ailecek kumar oynadık. Zevkliydi yendik dedemle, annem ve babamı. Aile kumarı biz de aile saadeti gibi bir şey. Bizim eve gelen hiç bir akraba bir el kağıt oynamadan gitmez. Yetkililere duyuruyorum yasadışı kumar, içki, karı/kız hepsi bizde.
Az önce ailecek kumar oynadık. Zevkliydi yendik dedemle, annem ve babamı. Aile kumarı biz de aile saadeti gibi bir şey. Bizim eve gelen hiç bir akraba bir el kağıt oynamadan gitmez. Yetkililere duyuruyorum yasadışı kumar, içki, karı/kız hepsi bizde.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






